Bu sayfaları sana ithaf ediyorum Ninacığım. Onları yazarken seni, seninle yaşayan, ,seninle oynayan küçük arkadaşlarını, o minik serçeleri düşündüm hep. Bazı içgüdüleriniz hala uykuda. Güldüğün ve ağladığın zaman bunun nedenini biliyorsun ama birkaç yıl sonra da bilebilecek misin?
Büyüdükçe kendi kendimize daha çok yabancı oluyor, kendi kendimizi giderek daha az anlıyoruz. Seneler geçtikçe dışımızdaki nesnelerin değeri kayboluyor.,içimizdeki duyguların önemi artıyor. Dışımızdaki nesneleri değerlendirmek kolay ama içimizdeki duyguları ortaya çıkarmak ve değerlendirmek zor. Çocuk dünyanıza hükmeden mantıklı davranışlar, görme ve tat alma duyularınızın size verdiği zevkler bütün duygularınızı tatmin ediyor. Bugün acılarınız, kırılan oyuncağınızın üzüntüsüne benzer acılardan ibaret. Bunların yerini, çoğu zaman nedenini alamayacağınız müphem neşeler ve acılar alacak yakında. O zaman bana bile içini dökemeyeceksin yavrucuğum,cesaret edemeyeceksin,çünkü neden güldüğünü neden ağladığını kendine de itiraf edemeyeceksin...
Gina Lombroso
Aydın insanından kopmuş kendini de tanımıyor, dünyayı da. Dilini kaybeden, mavera ile göbek bağını koparan bu zavallı tam bir boşluk içindedir. Aydın olmak için önce insan olmak lazım.İnsan, mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur. Maruz kalmaz, seçer. Aydın kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. Aydını yapan, uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs.