Uzun zamandır bir kitap beni ağlatmamıştı.
Eğer görülmek ve bulunmak arzusuyla yanan, yalnızlığını kendine yuva yapmış, kırgınlığını ise kendi bile fark etmeden öfkesiyle gösteren yaralı bir çocuk varsa içinizde, Seher’in hikâyesi içinizde bir yerlere dokunacak.
Ve belki de onu görmek, kendinizi görmek olacak; onu anlamak, kendinizi anlamak…
Nermin Yıldırım, bence Seher’i çok hissederek yazmış. Başka türlü bu kadar içime işlemesini, onu bu kadar derinden anlamamı ve her saçma, yersiz öfkeli hareketinde onu sarıp sarmalama isteği duymamı açıklayamam.
Belki de içimizdeki Seher’dir tüm bu duygulara sebep olan…
Evsizliği, köksüzlüğü derinlerine kadar hissettiren ve adı Ev olan bu kitapla, kendi varlığınızı kendinize yuva yapmayı öğrenebilirsiniz belki; şayet yola çıkmaya niyetiniz varsa…