yalnız ferdin heyecanlarını inceltme, duygularını yüceltmeye yaramaz.
O, cemiyetlerin de birlik ve bütünlük içinde gelişmesine ve orijinal bir “millî zevk” etrafında toplanmasına vesile olur.
bizzat kendi nefsinde müşahede eden; “ kokuşmuş çamurdan en güzel biçime” geçişin en muhteşem örneğini kendinde bulan insanoğlu, şayet sanatkâr olmak iddiasını taşıyacaksa, bu gayreti en büyük ve en yüce sanatkâr olan Allah’a hayranlıktan öte bir şey ifade etmemelidir.
İşte İslam sanatkârı budur. 
güzel sanat dallari arasında bilhassa “hitabete”, “kitabete”, “şiire” değer verirlerdi.
O, hitabeti övmek için şöyle buyurmuşlardır: “Erkeğin güzelliği lisandadır.” Yani “güzel konuşan erkek güzeldir.”
“Müslüman, sanatın tuzağına düşmek istemez. Onun için sanat eserlerinde son derece güzel âlem bile Allah’ın iplerini çekerek işlettiği bir makinedir...
İnsanlar, ilahî iradenin aletidir.”