Hükümdarin gücü askeri güce, askeri güç hazineye, hazine reayanin ödedigi vergilere, vergilerin artışı adalete bağlıdır. Bu nedenle akıllı hükümdar, kendi egemenliğini korumak ve gücünü artırmak istiyorsa, reayaya adaletle muamele etmeli, zulümden kaçınmalıdır: "Adalet mülkün temelidir." Müslüman devletlerinde tüm bürokratik örgütlenme bu felsefeye dayanır.
Kadı mahkemesi hükümleinin, ehl-i örf ve hatta sultanin emirlerinden bile bağımsız olmasina dayanan ve Osmanlı hukuk sisteminin temellerinden biri olan bir prensiptir. Medeni (husus) hukuk davalarinda sultan bile kadı hükmünü kabule mecburdur. Miras davalarinda böyleydi. Gene kadı, hülkmü olmaksızın hiçbir fert, ehli örf tarafindan cezalandıramaz.
Yasakçılar (Asesler): Subaşının yaninda, sancakbeyi tarafindan atanan yeterince ases (yasakçi) bulunur. Bunlar geceleri çarşı ve pazar yerlerini beklerlerdi. Sehrin neresinde ne kadar ases bekleyecegi kanunnamelerde belirtilmisti.
Görevleri karşılığında , asesler dükkân sahiplerinden belirli bir ücret alırdı. Bu ücret geliri beylerbeyi veya sancakbeyine tahsis edilmistir. Asesbasilik genellikle 16. asirdan itibaren mukataaya veriliyordu. Bunlar, hirsizlik olayinda ihmalleri görülürse tazminatla yükümlü idler.
Teorik olarak her yeni hükümdarin cülusundan sonra kadilarin görevlerinin yeniden tayin ve tasdiki gerekliydi. Bu ilkeye dayanan Kanuni, tahta çıktığında bu islemden evvel, bütün kadilarin teftişine karar verdi. Bu genel teftiş işleminden sonra birçok kadilar cahil ve ehliyetsiz görülmüştü.