Bir gün gerçekleşirse üstesinden nasıl geleceğini öngöremediğin, yıllarca düşünsen de bulamadığın, bulamadığın için olmasından deliler gibi korktuğun bir şey gerçekleşince bildiğin her şey hem yerinden oynamış, hem de yerine yerleşmiş gibi oluyor.
Mühim olan ne kadar hissederek yaşadığın, yeryüzündeki bu sınırlı zamanın ne kadar tadını çıkarabildiğin.
Hayatımızı, gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmediğimiz idealler peşinde tüketmeyi değil, yaşamayı savunuyorum. Büyük hayallerle çok zaman kaybettik, artık basit şeylerin zamanıdır.
Kızılderililerde “Yıl” sözcüğü aynı zamanda “Dünya” anlamına da gelirmiş. Birinin bitişi, diğerinin de dönüşünü simgelermiş. “Yıl bitti” demek yerine “Dünya geçti” derlermiş.
Zaman meselesi ne acayip. Aynaya baktığımda beni üzen zaman, ektiğim bir fidana bakıp büyüdüğünü gördüğümde mutlu ediyor. Zamanla her şey geçiyor da, bu geçicilik de insanı dünyaya yabancılaştırıyor.