TALHA BABANIZ

TALHA BABANIZ
“elde var hüzün” şairi.
10/10
·152 syf.··
2021 92. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2021 08:44
Döneminin en hüzünlü şairidir Ahmet Erhan, tabiri caizse okuyucusunu duvardan duvara fırlatan bir tarzı vardır. Türkçe öğretmeni, futbolcu ve muhteşem bir şair, erkenden ayrıldı aramızdan,öldü gitti amansız bir hastalık yüzünden. Bize de; yazdığı şiirlerin acısını, çilesini bıraktı. Ee biz de çabucak sahiplendik tabii ki.. Futboldan şiire uzanan bir yolculuğu var Ahmet Erhan’ın ,Adana Demirspor’un genç takımında koşturdu bir süre. Ağır bir sakatlık geçirince kendini şiire verdi, yazmaya başladı. Fatih Terim’le birlikte Demirspor’da top koşturdu. Adıyaman’ın sağ beki kaval kemiğini kırınca futbola küstü. Terim, Galatasaray’a doğru yol aldı, Ahmet Erhan şiire… İyi ki de şiire yol almış. Babasının adından kendine ad yarattı, Babasının adı Ahmet İzzet, kendi adı da Erhan Bozkurt’tur. Kendi adının önüne babasının adını koyar ve Erhan Bozkurt, Ahmet Erhan olur. Tam bir babacıdır ve onun ölümüyle birlikte her şey ters yüz olur. O güne kadar alkolden nefret eden şairimiz kendini alkolün kollarına bırakır. Kitaptan çok şaire odaklandım ama yazanını tanımadan yazının ne anlamı var ki, Ahmet Erhan’ı tanımak demek onun şiirini okumak demek değil midir? Neyse devam edeyim :) İki tarafa da yaranamadı, iki taraftan kasıt sağcılara da solculara da, yedi kere kurşunlandı; dördü solculardan, üçü sağcılardan olmak üzere. 80 öncesi ve sonrasında yaşanan dramı, bunu yaşayanlardan biri olarak yazdı. “Bugün de Ölmedim Anne” şiiri, 80 dönemini anlatan tartışmasız en iyi şiir oldu. Roman dolu bir hayat yaşamış. Romanlardan beslenmiş Rus ve Fransız edebiyatından ve özellikle de Dostoyevski’den. Babasının isteği üzerine ona ciltlerce kitap okumuş, zira gözleri iyi görmezmiş. Ama meğerse bu babasının bir oyunuymuş, sırf oğlunu okuryazar yapmak için oynamış bu oyunu. Sonra bir gün babasını
Edebiyat
Öteki ŞiirlerAhmet Erhan · Bilgi Yayınevi · 2001938 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·572 syf.··
2021 79. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2021 23:22
“Görünüşe bakma genç kız Yüreğe bak.” Ne kadar doğru değil mi? Fransız yazar Victor Hugo romantik akımının öncülerindendir. Yazarın ilk romanı Notre Dame’in Kamburu 1831 yılında basılmış. Bu kitabın benim için en önemli özelliği,yazılma amacına ulaşmış olması. Victor Hugo kitabı bakımsızlıktan dolayı yıkılma kararı alınan Notre Dame kilisesine dikkat çekmek için kaleme alıyor ki başarıya da ulaşıyor. Kitapla birlikte kilise yıkılmıyor günümüze kadar geliyor. Ta ki 2019 da çıkan bir yangına kadar. Fransız başbakanı tekrar onarılacağı sözünü vermiş umarım tekrar onarılır. Ve beni etkileyen bir başka tarafı yazarın ilk kitabı olan bu kitabı 6 ayda kaleme almış olması. Kitabın orijinal ismi “Notre Dame Paris” kahramanımız Qasimodo’nun etkisiyle Notre Dame’in Kamburu’na dönüşmüş. Kitap aşkı anlatarak bir çok konuya değiniyor. Mimari yapıların önemine, dönemin adaletine, o dönemde idamın ne kadar kolay olduğuna ciddi araştırmalar yapılmadan insanların kolaylıkla idam edilebileceğine, o dönemde yeni bulunmuş olan matbaanın icadına ve ayrıca monarşi ve kral eleştirisi yapıyor ki kralı da çok sert sözlerle eleştiriyor. Kitap 19. yy da yazılmış ama konusu 15. yy da geçiyor. Yoğun betimlemeler var yazar size öyle bir tasvir yapıyor ki Paris sokaklarında geziyorsunuz sanki ve diğer güzel bir özelliği ise Victor Hugo kitapta sizinle konuşuyor. “Okuyucumuz diğer bölümden hatırlatacaktır, gözünüzde canlandırın sevgili okuyucu” gibi bu olay o kadar hoşuma gitti ki 2 asır önce yazılmış bir kitabı bana hitap edilerek okumak benim için muhteşem bir keyifti. Kitap aslında zıtlıklara dayanıyor. Güzel-çirkin, soylu-alt tabaka, iyi-kötü gibi. Notre Dame’in Kamburun da bulacağımız çok anlam var gerçekten. Okuduğum en güzel klasikler arasında yerini aldı. İyi ki okumuşum ve iyi ki kitaplar
Edebiyat
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma
Gelsin Dura Mater :)
10/10
·488 syf.··
2021 49. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2021 14:17
“Ben bir yazar değilim ve yazar olmak gibi bir asıl hedefim yok asıl hedefim bilimsel bilgileri limbiğinize dokunabileceği bir iletişim şekli kurabilmek.” Diyor sevgili Serkan Karaismailoğlu. Peki bunu başarmış mı? Kesinlikle harika şekilde başarmış. Pia Mater’le başlayan yolculuk tam hızla Arachnoid Mater’le devam ediyor. Pia Mater’e ek olarak karakterin katıldığını görüyoruz. İsimler yine değişik ama şaşırmıyoruz artık,ayrıca neden böyle isimler seçtiğini de Dura Mater’in sonunda belirtecekmiş yazarımız merakla bekliyorum. Pia Mater de normal bir hikaye gibi başlayıp son kısımlarda bilim kurgu havasına bürünen hikaye Arachnoid Mater de tamamen bilim kurgu türünde ilerliyor. Bilimsel verilerde de kaynaklarıyla sunuluyor bu bir roman için inanılmaz bir şey. Hayatım boyunca öğreneceğim bilgiler bir hikaye üzerinden anlatıldığında hep daha kalıcı olmuştur. Bu romanda da tam olarak bu mevcut sizi hem bilimsel bilgilerle doyururken hem de muhteşem olay örgüsüylede bu bilgilerin kalıcılığını sağlıyor. Hem keyifli bir roman okuyayım hem de bakayım bu beynimde neler oluyormuş diye öğrenmek isteyenler için kaçırılmayacak bir kitap. Ayrıca bu kitapta beyin dışında, genetik, DNA gibi konular hakkında da bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Eee hep bilim bilim diyoruz ama aşka da değinmesek olmaz. O nasıl bir aşktır be Galen demeden edemedim. Ayrıca aşk bir hastalık mıdır acaba fikri nöronlarım arasında dolaşıp durdu :) Hastalıksa da ne dileyim Allah dermansız dert vermesin, sevenin ilacı sevdiği olsun :) Şimdi gözüm yolda,nöronlarım merakta Dura Mater’ i bekleyeyim. Keyifli Okumalar.
Edebiyat
Arachnoid MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 202011bin okunma
Yaktık beyni iyi mi :)
10/10
·424 syf.··
2021 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2021 18:45
Öncelikle Pia Mater nedir: Beyin ve omuriliği saran üç zardan en içteki ince vasküler yapı gösteren zardır. Ve ülkemizdeki tek nöro roman :) Hikayeyi;sizi bulunduğunuz yerden alıp anlatıcının ya da yazarın nöronlarında kurduğu hayale doğru yolculuğa çıkaran en etkili iletişimlerinden biri diye tanımlıyor,Serkan Karaismailoğlu. Hayal gücümüzün bir başka hayal gücüyle sinaps yapabileceği yegane yerlerdir hikayeler diyor ve kendi hayal gücüyle bizim hayal gücümü arasında mükemmel bir sinaps yaptırıyor yazarımız. Sinir bilimsel bilgileri öyle bir kurguyla aktarıyor ki soluksuz okuyorsunuz. Kurgusu çok başarılıydı ve bu kurgunun yanında size çok güzel bilimsel bilgiler katıyor.Sadece hayal güçleri arasında sinaps yaptırmıyor. Sinir bilimle ilgili de sizi bilgilendiriyor.Bilimsel içerikler o kadar güzel harmanlanmış ki hem bir roman hem bir makale okurken ki hazzı alıyorsunuz. Bunun yanı sıra bir nevi yer altı edebiyatı da yaparak hayatın o karanlık tarafını da size gösteriyor. Sokak çocuklarınız yaşadığı zorlukları, sonrasında topluma etkileri,çocuk tacizleri gibi konulara da değinmiş yazarımız. Sonlarına doğru bir bilim kurgu havasına da bürünüyor. Ve ayrıca kendimizi sorgulatıyor,hayatımız da ki insanları gerçekten tanıyor muyuz? Ya görünen her şey yalansa? “Sonuçta birisiyle ilgili tek bildiğin şey sana anlatılanlardan ibaret. Ya anlatılanlar hep yalansa?” diyordu kitapta ve bu gerçek yüzünüze bir anda çarpıyor. Açıkcası kitabı okuduktan sonra gerçekten etrafıma döndüm ve baktım beynim de tek soru ne kadarı gerçek? Bu açıdan benim için iyi mi oldu kötü mü bilemiyorum,çünkü bazen bilmemek daha az can yakıyor sanırım. Şu an beynimdeki frontal korteks ve limbik sistem sanırım bir savaş veriyor :) Kitabın bana bıraktığı paranoyaklıkta sanırım başarısına ulaştığını
Edebiyat
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919,1bin okunma
7/10
·224 syf.··
2021 44. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2021 23:57
Öncelikle kitabın isminin yer aldığı bu harika şarkıyı buraya bırakmasam olmazdı. youtu.be/Qo-GdG6_VbM Ahmet Ümit’in okuduğum 2. kitabıydı,İstanbul Hatırası ile tanışmıştım kendisiyle.İstanbul Hatırası’nda Türk Sanat Müziğine doyurmuştu bizi bu kitapta tek bir şarkıyla geçtik ama olsun :) Ahmet Ümit'in diğer kitaplarında olduğu gibi bu eserinde de başkomiser Nevzat,Ali ve Zeynep üçlüsünü olayları çözüm aşamalarını okuyoruz. Kitapta 3 öykü yer alıyor, Aşkımız Eski Bir Roman,Overlokçu Kız,Sergey Nikolayeviç Jerkovski'ye Ne Oldu. Özellikle ilk 2 öykü beni çok tatmin etti diyemem kolayca çözüme gidebiliyorsunuz son öykü daha çok düşündürdü diyebilirim. Okumuş olduğum diğer kitabında daha çok tarihi bilgilerle de doyurmuştu yazarımız bu kitapta buna pek rastlamadım,insani duyguların daha ön planda olduğu bununla ilgili güzel mesajların yer aldığı bir kitap olmuş. İnsana kendi tutkusunun ne kadar zarar verdiği,yanlış sevmenin getirdiği sonuçları vs. Harika bir polisiye kitap okuduğumu söyleyemem, okunmayacak bir kitap da diyemem,ama Ahmet Ümit’le tanışma kitabınız bu olmamalı basit bir polisiye bulabilirsiniz.
Edebiyat
Aşkımız Eski Bir RomanAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202331,4bin okunma