“Ben bir yazar değilim ve yazar olmak gibi bir asıl hedefim yok asıl hedefim bilimsel bilgileri limbiğinize dokunabileceği bir iletişim şekli kurabilmek.” Diyor sevgili Serkan Karaismailoğlu.
Peki bunu başarmış mı? Kesinlikle harika şekilde başarmış.
Pia Mater’le başlayan yolculuk tam hızla Arachnoid Mater’le devam ediyor. Pia Mater’e ek olarak karakterin katıldığını görüyoruz. İsimler yine değişik ama şaşırmıyoruz artık,ayrıca neden böyle isimler seçtiğini de Dura Mater’in sonunda belirtecekmiş yazarımız merakla bekliyorum.
Pia Mater de normal bir hikaye gibi başlayıp son kısımlarda bilim kurgu havasına bürünen hikaye Arachnoid Mater de tamamen bilim kurgu türünde ilerliyor. Bilimsel verilerde de kaynaklarıyla sunuluyor bu bir roman için inanılmaz bir şey.
Hayatım boyunca öğreneceğim bilgiler bir hikaye üzerinden anlatıldığında hep daha kalıcı olmuştur. Bu romanda da tam olarak bu mevcut sizi hem bilimsel bilgilerle doyururken hem de muhteşem olay örgüsüylede bu bilgilerin kalıcılığını sağlıyor.
Hem keyifli bir roman okuyayım hem de bakayım bu beynimde neler oluyormuş diye öğrenmek isteyenler için kaçırılmayacak bir kitap. Ayrıca bu kitapta beyin dışında, genetik, DNA gibi konular hakkında da bilgi sahibi olabiliyorsunuz.
Eee hep bilim bilim diyoruz ama aşka da değinmesek olmaz. O nasıl bir aşktır be Galen demeden edemedim. Ayrıca aşk bir hastalık mıdır acaba fikri nöronlarım arasında dolaşıp durdu :) Hastalıksa da ne dileyim Allah dermansız dert vermesin, sevenin ilacı sevdiği olsun :)
Şimdi gözüm yolda,nöronlarım merakta Dura Mater’ i bekleyeyim.
Keyifli Okumalar.