Öteki Şiirler (1976-1991)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.262
Gösterim
Adı:
Öteki Şiirler
Alt başlık:
1976-1991
Baskı tarihi:
Kasım 2001
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754944174
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
..."Sanki söylenecek her şey söylenmiştir. Meyhanede arkadaşlarla bir veda partisi. Eski bir sevgili aranmış, çocuklardan ve eğitim düzeninin çarpıklığından konuşulmuştur. Eski Fotoğraflara bakılmıştır. Sonunda orta yaşa gelinmiştir...Sanki bütün başkaldıranlar ölmüş, başkaldırılar başka bir zamana ertelemiştir. Şarlatanlar ve düzenbazlar kazanmıştır. Ve şiir, artık gülünç bir şeydir onlarca; sence, bütün yenilgilerin toplamı olmuştur..."
- Ahmet Erhan -
(Arka Kapak)
Bu kitap şairin okuduğum 4. kitabı ve ilk kez güldürdü beni önsözde yazdıklarıyla

Hani öldükten sonra birileri şairin hiç yayınlanmamış şiirlerini bulup yayımlar ya işte belki ben ölünce kimse bulup böyle bir kitabı çıkartmaz diye düşündüğünden yaşarken kendisi çıkartmış bu kitabı. Şiirler güzel. Kitabın son bölümlerindeki yazılar çok daha güzel. Buradan gerisi boş bir yazı olsun şaire son bölümlere ithaf. Nasılsa kendisi okuyamayacak. Siz de okumayın.

Evet yalnızsın. Ölüm dahil bir sürü düşmanın var. Ama sen yalnız değilim dedin. Yürüdüğün yolların, geçtiğin yerleri belli olsun diye mayınlar ekmişsin her yerine yalnızlığına eşlik etsinler diye.

O gün sokağa çıktığında alnına gökyüzü değmiş. Kahvede oturup denize karşı sigara icmişsin. Karşındaki oğlan çocuğu balık tutmaya çalışıyordu. Artık şiir yazmayı da bırakmışsın. Yazmayı bırakmasaydın eğer o çelimsiz çocuğa da bir şiir yazardın elbette.

Peki niye yoruldun bu kadar. Dünyanın bu haline şaşırıp şairlik yeteneğini mi yitirdin yoksa. Hadi git yine yat toprağa yüzükoyun. Belki bir dize gelir aklına.

Yine denize bırak tüm kitapları. Dağılsın ve dans etsin sayfalar sularında. Kitap adlardan soyunup, dünyayı gi­yin.

Yazdığın her sözcüğe eşlik etsin yağmur damlaları. İki gece arasında kalsın yine o öksüz gün ışığı.

Sonra bağışla kendini. Ayaklarını sal denize. Özlediğin ne varsa yap işte. Nazım'ı Moskova'dan getirtmişsin gibi sevin. Radyoda yüreğini titreten o şarkıyı dinle.

Kalbinin üzerine bir mutluluk tuttur çengelli iğne ile ve çocuklugum,
ben buradayım diye haykır sevgili Ahmet Erhan
Birkaç yıl önce gırtlak kanseri yüzünden aramızdan ayrılan 78'in yaralı şairi, Ahmet Erhan... "Adım seksen kuşağı, yaşım yirmi sekiz
Çocukları artık sokağa çıkarmayınız..." Toplumcu şiir geleneğinin en önemli isimlerinden. Diğer kitaplarına türlü sebeplerle koymadığı şiirlerini bu kitapta toplamış. Farklı bir dünya hayali vardı Ahmet'in, hakim olan düzene bir türlü alışamadı direndi. "Sağcıymış çocuk, vuracaklar. Ben sınıf sorumlusuyum, önüne geçiyorum onun ve "Hayır" diyorum, "Benim sınıfımdan adam alamazsınız."

Babasının vefatı onun için çok büyük yıkımdı. "Herkes beni 'anneci' sanır. Ben aslında 'babacı'yımdır." Babasızlığın açtığı yaradan akseden görüntüyü dahil ediyor dizelerine Erhan. Babasının ardından kendini içmeye vermiş ve şiirlerinde de fazlaca işlemiş. "Akşam. Alkol. Bir uyusam"

Sesinden şiirlerini dinlemeyi ne kadar istedim bir bilsen Erhan... Karşıma otur, iç bir yandan da oku. "Fazla içmedin mi Erhan?" bile demezdim. Sabahlar olmasın...
Ölüm ve yalnızlık ise Ahmet Erhan'la bütünleşmiş adeta. Dizeleri gelmeden ölümün kokusu geliyor. Kendisinin şiirleriyle tanıştığım günden beri gecelerim hüzün içinde kıvranmakla geçiyor. Sen Erhan. Sen nasıl dayandın bu kadar acıya?

Bir arkadaşım var, o da sever şiir okumayı çok da kaliteli kitaplar okurdu. Nişanlandıktan sonra bir haller oldu buna, Kahraman Tazeoğlular falan görmeye başladım elinde. O gün şiir diye bunu getirmiş bana, "Gel deniz bakışlım, sel gibi coş gel,
Bana doğru köpür, bana doğru ak..."

Aklımı yitiriyordum az kalsın. Tansiyonum çıktı, gözlerim kararmış. Hep böyle miydi yoksa aşık olunca mı aptallaşıyor insan anlamadım. Tek bildiğim az daha öbür tarafa gidiyor olduğumdu. Ülkece seviyemiz buyken şimdi ben bu kitabı nasıl tavsiye edeyim? Popüler kültürün altında ezilirsin Ahmet, ergenlerin facebook kapak fotoğrafında harcanırsın. İnternete birkaç şiirini sorgulattım şiirlerin çıkmadı ne büyük acı! Senin tüm kitaplarını toplayayım diye günlerce sahaflarda süründüm. Şairlerin yaşarken değeri bilinmez ama ölünce de bilinmiyormuş bunu öğrendim...

Kitabı tavsiye ediyor muyum, etmiyorum elbette hep gizli kal, değerini bilecek insanlar tanısın seni.
Öteki şiirleri, dönemin önemli şairlerinden olan 1976-1991 yılları arasında yazdığı ve çeşitli nedenlerle kitaplarına almadığı şiirlerinden oluşuyor.

Kimi,yayımlanan kitaplara o dönemlerde, ters düşmüş, kimi alınmak istenmemiş, kimi sonradan bulunmuş, kimi tarihselliği olduğu için, bugüne kadar saklanmış şiirleri...

Edebiyatımızın en karamsar ve hüzünlü şairi... Dönemin acısını, mutsuzluğunu ve karamsarlığını iliklerimize kadar yansıtıyor şair.. Karamsarlığın yanısıra yaşama direnme sevinci var arada sıra da olsa.


İlk defa bu kitabıyla tanıdım şairi. Şiirleri akıcı, anlam yüklüydü. Karamsar biri olmadığım için beni bile karamsarlığıyla etkiledi.
Neden 'Öteki Şiirler' ?

Kitaba Öteki Şiirler isminin verilmesinin, okurun seçimini de öteleyecek bir sebep olduğunu, dolayısıyla Ahmet Erhan okumamış bir okurun bu kitabı okumak istemeyeceğini düşünüyorum. Fakat kitaplar, şiir kitabı dahi olsa belirli bir anlamsal ve hatta biçimsel bütünlük çerçevesinde tasarlanır ve şekillenir. Buradan hareketle şunu söyleyebiliriz:
Ahmet Erhan, diğer kitaplarına çeşitli nedenlerden dolayı koyamadığı şiirleri Öteki Şiirler kitabında toplamıştır.

Ahmet Erhan Öteki Şiirler ile ilgili olarak şunları söylüyor: "Bu gibi kitaplar genellikle, şair öldükten sonra, bulunup yayımlanır. Ben ölümü hiç değilse bir kez aldatmak, yanıltmak için yayımlıyorum bu şiirle­ri."

İçerik olarak bakıldığında zaten şiirleri ötekileştirecek herhangi bir sebep yok. Bildiğimiz modernist, toplumcu Ahmet Erhan hüznü...

Kitabın amacı gereği, çeşitli biçimsel yapılarda ve konularda pek çok şiir yer alıyor. Ancak tabiki yine ölüm kol geziyor hemen her şiirde. Çünkü Ahmet Erhan olmak bunu gerektirir.

Kitabın en dikkat çekici bölümü elbette son bölümü. Burada farklı bir Ahmet Erhan karşılıyor ve adını tam koyamadığım bir türle şaşırtıyor. Şiirsel ögelerle, şiirsel bir üslupla fakat mensur olarak kaleme alınan metinler diyebiliriz. Aslında bunlara ne denileceğini Ahmet Erhan da kestirememiş ve şöyle demiştir:
".. kendi içinde özgün bir metin. Şiir mi? Bilmiyorum."

Bana kalırsa; bu metinler şairin, yazma sancıları gibi daha çok. Ama adı yok. :)


İyi kitaplar...
Hüznün Şairi Ahmet Erhan

Öncelikle etkinliği düzenleyen ve bu güzel kitabı PDF olarak bana hediye eden DUA ve https://1000kitap.com/H_ibrahim arkadaşımıza teşekkür ederim. Bunu unutmayacağım :)
İkinci teşekkürüm ise, inceleme ve alıntılarıyla bende Ahmet Erhan merakı uyandıran Mete Özgür'e hüznün şairini benimle tanıştırdığı için.

Şiir okumayı kolay sanırdım Öteki Şiirler'i okuyana dek. Şiirleri öyle alelade okur geçerdim.Dizelerin içinde durup düşündürecek sözler arardım. Ama Ahmet Erhan şiirlerinde durum hiç de öyle olmadı.Bazı dizeleri defalarca okudum. Hüznü her sözcüğünde hissettirmiş şair."Ne yaşamış böyle dedim ?" Sonra hayat hikayesini öğrenip tekrar okudum.Hayat hikayesinden sonra daha anlamlı geldi şiirleri.Ama nereden baksan hüzün vardı tepeden tırnağa.Özleminde de, acısında da, sevgisinde de... Topladım çıkardım Atilla İlhan'ın dediği gibi elde hüzün kaldı.


Adını anımsayamasam da sözleri tanıdıktı Ahmet Erhan'ın.Sanki defalarca duymuştum, yaşamıştım o şiirleri. Ben biliyordum bu hüznü, anneye babaya olan bu özlemi.

İnternette araştırma yaptıktan sonra yanılmadığımı anladım. Meğer yıllarca dinlediğim şarkılarda varmış Ahmet Erhan. Ahmet Kaya'nın çok sevdiğim "Bugün de Ölmedim Anne" şarkısındaki şiir ona aitmiş.80 döneminde her gün ölen isimsiz gençlere yazılan ve tüyleri diken diken eden o muhteşem şiir için bile sevebilirdim Ahmet Erhan'ı.

"Yüreğimi bir kalkan bilip sokaklara çıktım
Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum
Sıkıldım, dertlendim, sevgilimle buluştum
Bu gün de ölmedim anne."

https://youtu.be/S5xhwYVkh_4

Selda Bağcan'ın "Oğul" şarkısı.

"Anne ben geldim, ağdaki balık,
Bardaktaki su kadar umarsızım,
Dizlerin duruyor mu başımı koyacak
Anne ben geldim, oğlun, hayırsızın."

https://youtu.be/21VtK7cQI48

BABASI
Şairimizin asıl adı Erhan Bozkurt.Ahmet, babasının adı. O kadar çok seviyor ki babasını, o öldükten sonra Ahmet'i adının başına koyuyor.
Belki de hayatına en çok babası dokunduğu için bu kadar seviyor.Edebiyata olan ilgisi de babasıyla başlıyor.Kendisi küçükken, babasının gözleri iyi görmediği için ona kitaplar okumuş.Dostoyevski'nin o kalın romanlarını yüksek sesle okurmuş. Sonra birgün babasını, gazetedeki küçük puntolu haberi okurken yakaladıktan sonra
gerçeği farketmiş.Meğer babası okuma alışkanlığı kazansın diye böyle bir yalana başvurmuş.

Babası genç yaşta(51) ölünce her şeyi alt üst olur Ahmet Erhan'ın. Bu olaydan sonra alkole başlar. Alkolle birlikte şiirlerindeki hüzün artar. Nasıl ki bir afyon insanın fiziki acılarını bastırırsa, O da alkolle duygusal acılarını bastırmaya çalışmış.

ANNESİ
"Niye doğurdun anne beni"
Annesine karşı daha sitemkardır. Bir şekilde hayattaki yenilgilerini, mutsuzluğunu doğumuna bağlar. Ardından annesinin ölümü de yaralar şairi. Artık dizlerine başını koyacağı bir annesi yoktur.
"Dizlerin duruyor mu başımı koyacak,
Anne ben geldim, oğlun, hayırsızın."

SEVDİKLERİ
Çok da güzel insanlar sevmiş Ahmet Erhan.Nazım Hikmet'i, Turgut Uyar'ı ve arkadaşı Behçet Aysan'ı.Behçet Aysan Madımakta katledildiğinde bir kez daha yenilmiş hayata.

"Ben bu kadar yenilgiyi haketmedim."

Yenilginin en çok yakıştığı şair Ahmet Erhan'la buluşmam diğer kitaplarıyla da devam edecek.Teşekkür ederim okuduğunuz için.
Genelde bir çoğumuz önsözleri okumayız es geçeriz çoğu kez. Oysa bir kitabın önsözü çok şey anlatır. Daha başlar başlamaz kendi kalemiyle önsözünü yazdığını görünce bir şaşırdım. Önsözü okuduğumda ise şaşkınlığım yerini gülümsemeye bıraktı. Öldükten sonra yayımlanır bazı kitaplar diyor Erhan , ben ölmeden kendi şiirlerimi kendim yayimliyorum :) Oteki Şiirler adı altında daha önce kitaplarında yayınlamadığı şiirlerine yer veriyor. Kitabın sonlarında ise şiirsellik yerini bir kaç sayfa duz yazıya bırakıyor. Bazı kitapları okuduğumda kendimi nedense bir bozkırın ortasında hayal etmekten alıkoyamıyorum. Cırcır böceklerinin sesi içinde . Rüzgarda portakal kokusu. Bu kitap sayesinde kendimi portakalların kokusuna sindirmek istiyorum. Ölüm, acı, anlam arayışı. Iki kelam edebilirdik belki gitmeseydin :( Daim ol
Günlerden bir gün sitede gezinirken, bazı alıntılara denk geldim. Ahmet Erhan'ın Ölüm Nedeni: Bilinmiyor kitabından yapılan alıntılardı. Bir çok kullanıcı Ahmet Erhan'ın kitaplarını okuyordu. Meğer o gün şairin ölüm yıldönümüymüş. Ben bırakın öldüğü gün olduğunu, Ahmet Erhan'ı bilmiyordum bile. Utanç duyuyorum... Bazen böyle daha kitabı çıkmamış gizli şair veya yazarların olduğunu düşünüyorum. Ya da daha benim tanıma fırsatı bulamadığım sayısız yazar ve şairin olduğunu...
Ahmet Erhan'ı tanımamı sağladıkları için o okuyuculara ve 1000k 'ya teşekkür ederim.

Ben şiir okuma alışkanlığını yeni edindim diyebilirim. Belirli bazı şairler ve şiirleri dışında bu sanata pek bir ilgim yoktu. Sanat diyorum çünkü bence diğer yazı türlerinden fazlasıyla farklı bir alan.

Şiir duygu demek. Öfkeyi, aşkı, bencilliği (...) insana ait ne kadar duygu varsa bunları kelimelere iliştirir şiir.
Ama öyle bir hissiyat var ki insanı bu yazdığım duygulardan daha çok ilgilendirmesi gereken -bu duyguların temelini oluşturan bir hissiyat...
Benim en çok ilgimi çeken bu hissiyat oldu Ahmet Erhan'da.
O da ölüm...
Bu konu da 'zaman' gibi anlaşılması bile zor iken, yazılması daha da zor olan bir kavram.
Ölüm üzerinde düşünürken sonuç hep hiçliğe varıyor. Belirli bir sınırdan sonra daha fazla ileriye gidilemiyor. Belirli bir sınır? O çok ayrı bir mesele. Şimdi değil.

Tam da böyle düşünceler kalemime dolanınca, yazacağım/yazmakta olduğum bu yazıların da anlamsız olduğu gerçeği gözüme çarpıyor. Ahmet Erhan burada değil. "Hayır burada, biz onu okuyoruz! Sesini yazıları sayesinde duyuyoruz. " demeyin. Kendi kendimize kurduğumuz sayısız oyunlardan biri bu da. Ölüm her şeyi soluklaştırıyor, yutuyor. Hatta bu 'zaman' dediğimiz şey onu ölümden de öte bir yere taşıyor. Ölümden ötesi mi var? Var. Var ama bunu tanımlayabilen biri yok daha. Ruhsal olarak hissediyoruz hepimiz. Ya da sadece ben hissediyorum...

O yazdı. Kendini yazıyı kullanarak ifade etmeye çabaladı ama diyor ki:

" Yaşamın somut koşullarıyla yazının çelişkisini yaşıyorum. Sonunda ikisi de zarar görüyor. Ama bazan her şey bir kurmaca gibi geliyor bana, kafadaki dünyadan, dünyada bir kafaya dönüşmeyi, bunu ne zaman öğreneceğim? Bunu öğrenme olanağını yitirmenin düşüncesi bile korkutuyor beni. O zaman niye yazmalı? Yağmurlar da nasılsa toprağa bir şeyler yazıyor. Bu dünyadaki her şey bir şeyler yazıyor bir yerlere. Ama benim eylem biçimim neden yazmak olsun? "


Arafta kalmak...
Bir şair hakkında yazı yazmak gerçekten çok zor. Tedirginim. Tedirgin değilim.
Emin değil o da bir çok şeyden. Emin olduğu bir şey var ki, o da ölümün verdiği hissiyat.
'Şey' kelimesi bir anlama gelir mi sizce? 'Şey' hiçliktir. Peki 'hiçliğin' anlamı hangi kelimede? O da 'Şey'de barınıyor.
Emin olduğu bir 'şey' ölümün verdiği hissiyat diyorum ya, yani bu hissiyat da hiçliğin bir tasavvuru olmuş oluyor.

Derinliği olan bir kelime 'şey'...


Kelimeleri, bir parçada verilmek istenen anlam doğrultusunda yazı metinlerinde kullanmak, onları hapsetmekle aynı duruma getiriyor. Ahmet Erhan bunu yapmıyor. Onun yazılarında kelimeler özgür.
Şairler çok farklı... Ilhan Berk'in şiirler ve şairler üzerine dediği bu cümleleri yazmasam olmaz:

" Şiir çünkü insanlara en yakın sanattır. Yalnız şiir dünyaya aracısız bakmayı öğretir bize. Bir ağaç -yalnız şiirde ağacın kendinden daha gerçektir. Insanlar bir gün şiirin bu gerçeğine vardıklarında, dünyalarının değiştiğini göreceklerdir. Bu da büyük bir şeydir elbet. Nasıl bir dünyada yaşarsak yaşayalım, ister güzellikle kucak kucağa, ister pisliklerle burun buruna yaşayalım, şiir hep yanında olacaktır insanların. Şairler bunun için var. "

Bu yazdıklarımın gerçeklikle bir alakası yoktur.
Kitabı bitirdim ama öyle bir iz var ki içimde.. Durup durup aceba ben yalnız mıyım? Aceba ben sevildim mi? Aceba Ahmet Erhan gerçekten bu kadar ağır mı yaşamış? Bi insan nasıl bu kadar ağır yüklü bir vagonun altından sağ çıkar? diye sorup durdum kendime. Yaşamını araştırdım ki yaşamının şiirlerine çok açık yansıdığını gördüm. "Herkesin güldüğü yerde ben ölüyorum" diyor şair. Bu cümleyi hiç unutmadım. Nasıl unutulur bu cümle? Büyük ihtimal gırtlak kanseri olup kendi sesinden utanırken ve arayan arkadaşlarına evde yok süsü verirken yazmış şair bu şiiri. Daha uzun yaşayıp daha umutlu şiirler yazsaydı keşke ama bu yazdıkları bile Ahmet Erhan'ı özel kılıyor.
Bu gibi kitaplar genellikle, şairin ölümünden sonra, birileri tarafından bulunup yayımlanır. Ben ölümü hiç değilse bir kez aldatmak, yanıltmak için yayımlıyorum bu şiirleri. Bu şiirlerden çok, onları yayına hazırlarken duyduğum, hayatın olağanüstü ihtişamı ilgilendiriyor beni. Kendi sınırlarım içinde uzun sayılabilecek bir yolculuk... Keşke şiiri bu kadar önemsemeseydim!
Ahmet Erhan 78 Kuşağının hüzünlü şairi.

İlk kez Öteki şiirleri ile tanıdım Ahmet Erhanı. Her şiiri,her cümleyi okurken sitem ettim kendime bu güzel şair ile bu kadar geç tanışmamalıydım diye.
Kitap, Ahmet Erhan'ın 1976 -1991 yılları arasında yazdığı ve çeşitli nedenlerle kitaplarına almadığı şiirlerinden oluşuyor.Şiirlerin genel teması karamsarlık ve hüzün üzerine.
Şiiri seven ve güzelliğine inanan herkesin Ahmet Erhan okuması dileğiyle. Keyifli okumalar.

Not: İlk cümle kitabın önsözüne aittir. Önsözleri okuyalım :)
Ahmet Erhan'ı tanımayan kişiler kitabın ilk sayfalarında " birde buna şair mi diyorlar? Nâzım'ın, Ahmet Telli'nin vs tırnağı olamaz" diye bir düşünceye kapılabilir. 60. Sayfalara doğru "bu adam şairse eğer diğerleri ne ? " düşüncesine varırlar. Üstadım sağ gösterip sol vurmuş bu kitabında..
Turuncu defteri her insanin okuması gerekmektedir ki Türkiye'de bordan ağır madenlerinde olduğunun farkına varsınlar :)
Şimdi babamı ben
Anmasam olmayacak
O da böyle gülerdi

Ama ben gülemedim
Şöyle yürekten, içten
O öldüğünden beri
Sevgiler,
İçtenlikler,
Ve kavgalarla
Geçip gitsin isterim
Benim de hayatim
Konuşurken, ağzımdan
Kırçiçekleri fırlasın
Bir rüzgar
Dolaştırsın tüm damarlan
Yüreğimde.
...
Ahmet Erhan
Sayfa 25 - Bilgi Yayınevi
Sözcükler taşa dönüşüyor şimdi boğazımda
Çok anlatılmış bir öykü oldu yaşamak ..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Öteki Şiirler
Alt başlık:
1976-1991
Baskı tarihi:
Kasım 2001
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754944174
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
..."Sanki söylenecek her şey söylenmiştir. Meyhanede arkadaşlarla bir veda partisi. Eski bir sevgili aranmış, çocuklardan ve eğitim düzeninin çarpıklığından konuşulmuştur. Eski Fotoğraflara bakılmıştır. Sonunda orta yaşa gelinmiştir...Sanki bütün başkaldıranlar ölmüş, başkaldırılar başka bir zamana ertelemiştir. Şarlatanlar ve düzenbazlar kazanmıştır. Ve şiir, artık gülünç bir şeydir onlarca; sence, bütün yenilgilerin toplamı olmuştur..."
- Ahmet Erhan -
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 75 okur

  • sleepsleeslesls
  • Teo
  • Leyl Hurra Die Welt Geht Unter
  • Milena'nın Kafka'sı
  • Boraban
  • Altay Kenger
  • Orfales'ten Mitra
  • Derya
  • Mysteron
  • S.D. Şahin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%60 (18)
9
%26.7 (8)
8
%3.3 (1)
7
%6.7 (2)
6
%3.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0