Kitap iki bölümden oluşmakta. Birinci bölüm, yazarın Nazi kamplarında başından geçtiğini anlattığı ilgi çekici ama bir zaman sonra sıkan bölüm. İkinci bölüm ise kitabın asıl bölümü olduğunu düşündüğüm ve "logoterapi" diye adlandırdığı yaklaşımını anlatmış. Aslolan 2. bölüm diye düşünüyorum, harika bir kısım ve ufuk açıcı ifadeler var.
"Günümüzün kitle nevrozu olan varoluşsal boşluk, özel ve kişisel bir nihilizm şekli olarak tanımlanabilir; çünkü nihilizm, varlığın hiçbir anlamı olmadığı inancıdır."