Husumet, göğsü alevlendirir, öfkeyi kabartır, öfke kabardığı zaman insan asıl konuyu unutur, geriye çekişenler arasında kin kalır. Hatta öyle olur ki her biri diğerinin üzüntüsüne sevinir, sevincine üzülür. Dil de çekiştiği insanın onurunu kırmada açılır, ağza gelen her şeyi söyler.
Kendisini ilgilendirmeyen konuda sözü uzatan kişi bâtıla dalmaktan emin değildir. İnsanların çoğu konu şarak ferahlamak için otururlar. Halbuki onların konuş maları, insanların eşyalarıyla, halleriyle uğraşmak ya da bâtıla dalmak sebebiyle güzel ve faydalı olmaktan çıkar.
Başkasının sözüne yapılan her itiraza münakaşa
denir. Bu itiraz ya lafızda ya mânada ya da konuşanın
maksadındaki eksikliği belirterek olur.
Münakaşayı terketmek, inkâr ve itirazın terkedilmesiyle mümkündür. Dolayısıyla işittiğin her söze bak;
eğer hak ise onu tasdik et; dinî emirlere ters, bâtıl ve
yalansa ondan hiç bahsetme.
Mücadele, başkasını susturmaktan ibarettir. Bu
da, konuşmasını kötüleyerek onun âciz ve noksan olduğunu ifade etmek,onu kusurlu ve o konuda cahil olarak
tanıtarak küçük düşürmektir.Mücadelenin alâmeti bir yandan hakkı beyan eder
gibi yapıp diğer yandan karşı çıktığı kimseyi küçük düşürmektir. Bu sayede kişi muhatabının noksanlığını
açığa vurarak kendi nefsini üstün göstermek, gayretindedir. Bundan kurtulmanın yolu ise, sustuğu takdirde
günaha girmeyecek olduğu konularda susmayı tercih
etmektir.