Arif Nihat Asya merhum diyor ki;
"Dinleyene hala, çöller ses verir;
"Yaveyl" susar,
Uğultular gelir
Mersiye okur Uhud,
Kaside söyler Bedir
Sen de bir hac günü
Başta Muhammed, yanında Ebubekir
Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü
Destan yap, ey şehir ... "
Bir büyük zat der ki; “Beş tür kimseyle dost olmayın ve sohbetlerinde bulunmamaya dikkat edin. Birincisi, yalancı kimsedir ki serap gibidir. Uzağı yaklaştım, yakını da uzaklaştırır. İnsanı daima aldatır. İkincisi, ahmak kimsedir ki, menfaat sağlamak kastıyla daima zarar verir. Üçüncüsü, cimri kimsedir ki, elinin sıkılığından dolayı ihtiyaç zamanı size yardım elini uzatmaz. Dördüncüsü, korkak kimsedir ki, tehlike zamanında insanı yalnız bırakıp kaçar. Beşincisi, hırs ve tamah gösteren kimsedir ki, bunu dost tutmayın.”
Eğer yeniden başlayabilseydim hayata,
İkincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırt üstü yatardım.
Neşeli olurdum ilkinde olmadığım kadar.
Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
Elbette mutlu ânlarım oldu ama.
Yeniden başlayabilseydim eğer.
Yalnız mutlu ânlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem, yaşam budur zaten.
Ânlar sadece ânlar. Siz de ânı yaşayın.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda ayakkabılarımı fırlatır atardım,
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla, Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, çocuklarla oynardım.
Bir şansım daha olsaydı eğer ama işte 85 ’imdeyim,
Ve biliyorum, ölüyorum.
Jorge Luis Borges