136 sayfaya sahip incecik olan bu eser %90 nı Müslüman olan, Pakialı Tian’ın çeşitli İslam ülkelerinde yaşayan arkadaşlarına mektuplarından oluşuyor. İronili bir üslupla Müslümanların Kur’an’ı mahcur bırakmalarından, Batı özentilerinden, modernizme, kapitalizme ve daha bir çok İslam dışı ideolojilere doğru gitmelerini anlatıyor. İslam ülkelerinin genelde bulundukları durumları, Müslümanlara yapılan zulümleri dile getiriyor. Pakia’yı, Türkiye’ye uyarladığımızda kitabın bize tam şekil uyduğunu, orda yaşanan sorunların bu ülkede de yaşandığını göreceksiniz.
Kitabın bir bölümünde 3 perdeden oluşan bir piyes mevcut, İslam uğruna asılmak için hazırlanan bir gencin yanına imam kelimeyi şehadet telkin etmek için gidiyor, imam ve genç arasında ki konuşmalarda genç; kelimeyi şehadetin ehemmiyetine, gerçek manada ne demek olduğuna; Emri bil maruf’un ölüye telkin değil, dirilere olması gerektiğine; okunan ezanların ne manaya geldiğine; imamların, hocaların yani toplumların önde gelen din adamlarının görevlerini kavrayamamış olmalarına değiniyor.
Çok hoşuma gitmiş olması hasebi ile şu kısmı paylaşmak istiyorum, şöyle anlatıyor kelimeyi şehadeti, ‘’Düşündüm, anladım, kalbimle kabul ettim ve dilimle söylüyorum ki: La ilahe illallah! Allah’tan başka kainat nizamını elinde bulunduran bir başkası yani bir ilah yoktur! İçimde putlaştırdığım makam, ideoloji, ilke, parti, hizip, kadın, erkek, evlat, sanatkar, sporcu, kulüp, loca, önder, şef, s.x ilahlarının tamamına ‘’la’’ deyip inkar ederek kalbimi ve düşüncemi, ruhumu ve bedenimi, elimi ve dilimi, ‘’illallah’’deyip Rabbimin emrine veriyorum! O’ndan başkasını güç tanımaya vesile olacak her şeye ‘’la’’ deyip, kenara itiyor, O’nu yani Allah’ı tek ve biricik güç ve hakim tanıyarak, ‘’illallah’’ diyor bağlanıyorum, bağlandığıma dair söz ve