Adı:
Pakia Mektupları
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
136
ISBN:
9754730776
Kitabın türü:
Yayınevi:
Beyan Yayınları
Pakia Mektupları, Pakia'lı Tian'ın dünyanın çeşitli ülkelerinde bulunan arkadaşlarına yazdığı mektupları ihtiva etmektedir. Bunlar dikkatlice okunacak olursa, ne Batılılaşabilmiş, ne de Müslüman kalabilmiş fakat folklorik ve geleneksel olarak bile olsa, İslam'dan bazı değerleri muhafaza etmiş, halkının büyük çoğunluğu müslüman olan bir ülkenin hal-i pür melali ortaya çıkar. Özelde Pakia müslümanları ile, ülkenin sosyal yapısın anlatan mektuplar, genelde tüm halkı müslüman ülkelerin durumuna da ışık tutmaktadır.
136 sayfaya sahip incecik olan bu eser %90 nı Müslüman olan, Pakialı Tian’ın çeşitli İslam ülkelerinde yaşayan arkadaşlarına mektuplarından oluşuyor. İronili bir üslupla Müslümanların Kur’an’ı mahcur bırakmalarından, Batı özentilerinden, modernizme, kapitalizme ve daha bir çok İslam dışı ideolojilere doğru gitmelerini anlatıyor. İslam ülkelerinin genelde bulundukları durumları, Müslümanlara yapılan zulümleri dile getiriyor. Pakia’yı, Türkiye’ye uyarladığımızda kitabın bize tam şekil uyduğunu, orda yaşanan sorunların bu ülkede de yaşandığını göreceksiniz.

Kitabın bir bölümünde 3 perdeden oluşan bir piyes mevcut, İslam uğruna asılmak için hazırlanan bir gencin yanına imam kelimeyi şehadet telkin etmek için gidiyor, imam ve genç arasında ki konuşmalarda genç; kelimeyi şehadetin ehemmiyetine, gerçek manada ne demek olduğuna; Emri bil maruf’un ölüye telkin değil, dirilere olması gerektiğine; okunan ezanların ne manaya geldiğine; imamların, hocaların yani toplumların önde gelen din adamlarının görevlerini kavrayamamış olmalarına değiniyor.

Çok hoşuma gitmiş olması hasebi ile şu kısmı paylaşmak istiyorum, şöyle anlatıyor kelimeyi şehadeti, ‘’Düşündüm, anladım, kalbimle kabul ettim ve dilimle söylüyorum ki: La ilahe illallah! Allah’tan başka kainat nizamını elinde bulunduran bir başkası yani bir ilah yoktur! İçimde putlaştırdığım makam, ideoloji, ilke, parti, hizip, kadın, erkek, evlat, sanatkar, sporcu, kulüp, loca, önder, şef, s.x ilahlarının tamamına ‘’la’’ deyip inkar ederek kalbimi ve düşüncemi, ruhumu ve bedenimi, elimi ve dilimi, ‘’illallah’’deyip Rabbimin emrine veriyorum! O’ndan başkasını güç tanımaya vesile olacak her şeye ‘’la’’ deyip, kenara itiyor, O’nu yani Allah’ı tek ve biricik güç ve hakim tanıyarak, ‘’illallah’’ diyor bağlanıyorum, bağlandığıma dair söz ve biat ediyorum ki, bütün kainat zerrecikleri şahid olsun!...’’ Hangi Müslüman bu şekilde bilinçle İslam’a giriyor ki? Çokları geleneksel İslami yaşantı içerisinde, ne yaptığını bilmeden içselleştirmeden yaşıyor, yaşıyoruz... Bilmiyoruz, çünkü anlatılmıyor. Okullarda, camilerde, sohbet halkalarında bu şekilde anlatılmalı, kelime manası verilip ''bunu diyen cennete girer'' deyip kestirip atmamalı.

Yine Ezan okunurken ne denilmek isteniyor onu anlatan kısımda çok güzel, küçük bir pasaj paylaşmak gerekirse diyor ki; ‘’Haydi secde etmeye. Şeytanın iğvasıyla gurur kaplamış olan beynimizi arındırıp, toprağa alnımızı koyarak secde etmeye!... Asırların cahili kültürleriyle yozlaşmış kafalarımızı secdeye koyarak tüm süperlerden, Batı’lardan, tabu’lardan, makam ve mevkilerden, kölelikten, uşaklıktan; Amerikancılık ve Rusyacılıktan; kapitalizmlerden, komünizmlerden, sosyalizm ve faşizimlerden; ezilmişlikten, hor görülmekten; piramitlere harç, put heykellerine araç olmaktan, bizi dünya için uyandıran çalar saatten, esiri olduğumuz fabrika bacalarından; Batının fuhuş kokan kavramlarından, toplumun kirli havasından... dan... dan bağımsızlaşarak şahsiyetimizi bulalım secdede!... ‘’ Suphanallah, anlatım o kadar güzel ki . Bizlere bu şekilde öğretmiyorlar İslam’ı, o yüzden secdelerimiz boş, kelimeyi tevhidlerimiz vird şeklini almış ama bizi sarıp sarmalamıyor.
Yazılan ve okunacak olan mektuplar,ikilem arasında kalmış müslümanları anlatıyor.İhsan Süreyya Sırma Hoca takip edilecek ve kitaplarından dersler çıkarılan bir yazarımız.
— Affedersiniz efendim, Müslüman mısınız? Sakallı küplere binmişti:
— Ulan sakalımı görmüyor musun? Bana Hacı Tiano Ahmed derler, tabi Müslümanım! dedi. Prof. Miyahara,
— Nereye böyle hacı efendi? diye sordu. Hacı,
— Bankaya para yatırmaya gidiyorum, bu sıra iyi faiz veriyorlar! dedi. Bunun üzerine profesör,
— Dininizde faiz haram değil mi? diye sorunca, hacı, sinirli bir şekilde sakalını karıştırarak,
— Orayı karıştırma, içim temiz! Hem bu devirde... dedi.
Profesör sustu.
İnsana, layık olduğu şeref ve haysiyeti vermeyen zihniyet, dilerse, sosyoloji tezlerinden piramitler oluştursunlar, vahyin verdiği değeri esirgerseniz insandan, insan hiçbir zaman insanlığını bulamaz.
İhsan Süreyya Sırma
Sayfa 12 - Beyan Yayınları
Düşmanın zulmü, senin mücadele kaynağın olsun. Onun her darbesine karşılık, içinde bir devlet oluşsun!
O sırada televizyon izlemekte olan ve Prof. Miyahara'nın yabancı olduğunu tahmin eden, siyah çerçeve gözlüklü, yaşı altmış beş civarında bir adam yaklaşarak sordu:

— Nerelisiniz? Prof. Miyahara,
— Yokohama'lıyım! Dinler Tarihi profesörüyüm! diye cevap verdi ve sordu:
— Siz necisiniz? Adam cevap verdi:
— Ben de profesörüm, islâm dini sahasında... Tarihinden kelâmına kadar her şeyini bilirim İslâm'ın, fakat yobaz değilim, tutucu değilim! Efendim Müslümanlar din nedir bilmiyorlar. Bu devirde namaz olur mu, oruç olur mu beyefendi? Yok efendim, Kur'an ne diyorsa, Sünnet ne diyorsa ona uyulacakmış. Öyle şey olur mu? 1400 sene önceki kanunlarla dönülür mü? Hangi çağda yaşıyoruz?
İhsan Süreyya Sırma
Sayfa 19 - Beyan Yayınları
Plajın kapısında, bikini ile duran bir kadın vardı; ona da sormak istiyordu bazı şeyler... Çekinerek kadına yaklaştı ve şöyle dedi:

— Sizi rahatsız ediyorum efendim. Bendeniz Yokohama Üniversitesi dinler tarihi profesörü Akiko Miyahara; bir konuda anket yapıyorum; size de bazı sorular sorabilir miyim? Yabancılara karşı aşağılık duygusu içinde yanıp tutuşan kadın,
— Tabi Mösyö niçin olmasın! dedi. Profesör sordu:
— Bir dine inanıyor musunuz? Kadın,
— Evet, Müslümanım! dedi. Profesör,
— İslâm dini böyle soyunup vücud teşhir etmeyi kabul ediyor mu? Bu soruyu beklemeyen kadın,
— Bu dedikleriniz gerici düşünceler, benim içim temiz.
Mühim olan iç temizliğidir; namaz, örtünme, v.s. mühim değil! dedi.
Profesör sustu.
İhsan Süreyya Sırma
Sayfa 17 - Beyan Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pakia Mektupları
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
136
ISBN:
9754730776
Kitabın türü:
Yayınevi:
Beyan Yayınları
Pakia Mektupları, Pakia'lı Tian'ın dünyanın çeşitli ülkelerinde bulunan arkadaşlarına yazdığı mektupları ihtiva etmektedir. Bunlar dikkatlice okunacak olursa, ne Batılılaşabilmiş, ne de Müslüman kalabilmiş fakat folklorik ve geleneksel olarak bile olsa, İslam'dan bazı değerleri muhafaza etmiş, halkının büyük çoğunluğu müslüman olan bir ülkenin hal-i pür melali ortaya çıkar. Özelde Pakia müslümanları ile, ülkenin sosyal yapısın anlatan mektuplar, genelde tüm halkı müslüman ülkelerin durumuna da ışık tutmaktadır.

Kitabı okuyanlar 35 okur

  • Güldane Çağıran
  • Kundaktaki ermiş
  • Sümeyye Sümer
  • Mhmt fth
  • Emin Akın
  • Sareban*
  • Paperback Writer
  • Davut Ufuk ERDOĞAN
  • Zeynep sari
  • Hilal Deniz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.4 (4)
9
%9.1 (1)
8
%9.1 (1)
7
%9.1 (1)
6
%18.2 (2)
5
%18.2 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0