Afran

Afran
@Afrannrt
~Melsefe ve Milim~
Ana Tanrıça kültünde yansıyan inanç sistemi, monist ve animisttir; yeryüzü ile yıldızlar, insanlar ile doğa, doğum ile ölüm arasında birlik vardır ve bunların tümü, Ana Tanrıça'nın kişiliğinde somutlanır. Ana Tanrıça, çelişkilerin birliğini ve her an birbirlerine dönüşebilme potansiyellerini temsil eder.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Artık toprağın verimliliği, kadının doğurganlığına bağlanmaktadır. Ünlü din tarihçisi Mircea Eliade, "beslenmeye yönelik bitkileri ilk kez kadın yetiştirmiştir. Tabii ki, toprağın ve hasadın sahibi haline gelen odur. Kadının büyüsel-dinsel prestiji ve buna bağlı olarak toplumsal üstünlüğü, kozmik bir modele sahiptir: Toprak Ana," demektedir.
Kadınlar ile erkeklerin rol ve görevleri günümüzdeki gibi katı bir biçimde ayrılmış olmasa bile, cinsler arasında özellikle yiyecek edinimi bakımından oldukça basit bir ayrım vardır. Bunun, çocuk doğurma ve yetiştirme gereksinimleriyle bağlantılı olması muhtemeldir. Ama kadınların işi farklı olsa bile, en azından erkekler kadar yiyecek katkısında bulunmaları açısından ve bu yiyeceği ararken, hem araziyi tanımak hem de bu arada başka topluluklarla ilişkiler kurmak açısından erkeklerle eşit durumdadırlar. Bu nedenle, kadınlar topluluğun erkekler kadar saygın üyeleridir ve yiyecek toplama işi, erkeğin işi olan avcılıktan farklı olsa da, aynı derecede değerli kabul edilir.Tarımın kadınlar tarafından bulunduğu ve bu dönemde yukarıda sözü edilen türden bir eşitliğin varolduğu tezine, Ehrenberg arkeolojik bulgular düzleminde kanıt getirmekte ve kabaca Tuna, Ren ve Orta Avrupa'nın diğer büyük nehirlerinin vadilerinde gelişmiş olan Çizgisel Çömlekçilik Kültürü'nü örnek vermektedir (söz konusu kültür adını, çömleklerin üzerindeki bezemelerin türünden almaktadır). Tarımın İ.Ö. 8000 yıllarına dek yalnızca Eski Mezopotamya'da görüldüğüne dikkat çeken Ehren-berg, arkeolojik bulguların etraflı bir incelemesini yaptıktan sonra, bu kültürün kadınların ekonomik ve dolayısıyla da politik katkısının yüksek olduğu bir topluma işaret ettiğini belirtmektedir.
"Bütün sınırlar tehlikelidir... Herhangi bir düşünce sisteminin en zayıf olduğu yer, sınırlarıdır."
Br mitos, yalnızca ona inanmayanlar için 'mitos'tur, ve ona ilk inananlar en başta onu 'icat' edenlerdir.