İnsan yaşamına dair her şey ister şaşırtıcı ve yeni, ister tekerrür eder mahiyette olsun, tecrübelerden oluşur. Tecrübe edinmek veya toplamak ve yaşama bağlamak için kavramlara ihtiyaç vardır. Kaybolma eğilimindeki tecrübeleri tutmak, gerçekleşmiş olayın ne olduğunu bilmek ve geçmişi dilimizde saklamak için kavramlara ihtiyaç duyuyoruz. Geçmiş tecrübeleri hem dil hazinemize, hem de davranışlarımıza entegre etmek için kavramlar zorunludur.
"Bir çok şey vardır ki, sözlerle açıklanamaz ama eylemle pekala açıklık kazandırılabilir. Tersine, bazı şeyler de söz olarak mümkündür ama bu sözlerden de işi hal yoluna koyacak bir eylem çıkmaz."
Keskin bir zekanın ürünü olan bu ayrım, Herodot kökenlidir (Histoıies apodexis 3, 72). Herodot bu sözleri lran'da
tahta kimin geçeceğine dair sonucu henüz hiçbir şekilde belli olmayan meşhur tartışmada Darius'a söyletmiştir.
“Felsefe, insanın kendi beynine kafatutmasıdır.”
Ne garip bir çağdayız ki felsefe, en anlayışlı insanların gözünde bile işe yaramaz, havada uçuşan bir kelime bulutuna dönüştü! Ne pratik faydası var, ne de teorik bir ağırlığı kaldı. Peki, bunun sebebi ne? Tabii ki felsefenin yollarına döşenmiş mantık mayınları ve safsata çukurları!
Ama asıl mesele şu: Felsefeyi nedenbu kadar kasvetli bir hale soktular? Sanki oturup bir şey düşünmek, insanı anında bir kara deliğe çekiyormuş gibi! Çocuklara "Aman ha, felsefeyebulaşma, sonra oturur kalkmazsın!" der gibi bir hava var. Halbuki felsefe dediğin, aklı çalıştıran bir spor salonu gibi olmalı, ama biz onu sinek avlayan eski bir kütüphane gibi gösteriyoruz!
Ve şu soruyu sormadan edemiyorum: Kimtaktı felsefenin yüzüne buasıksuratlı, çatık kaşlı, kapkara maskeyi?
Kim yaptı bunu? Hangi güç gece yarısı felsefenin kapısını çalıp, "Artık eğlenceli olmayacaksın!" diye karar aldı? Bi elime geçirirsem varya.... neyse...
Belki de bizleriz, yani felsefeyi eğlenceli hale getirmeyi unutanlar. Mesela, Nietzsche’nin “Tanrı öldü” demesi bile bir rock şarkısı gibi havalı aslında, ama biz onu kasvetli bir aforizma gibi okuyoruz. Halbuki felsefe, absürt komediden tut derin muhabbete kadar her yerde olabilirdi. Belki de suçlu, felsefeyi bir “ciddi insanlar kulübü” gibi sunanlardır.