Zen Budacı düşünceye göre güzellik yaratmak, kişinin, gözünde canlandırdığı şey olmasını olası kılmak için, o şeyi doldurmak üzere kendisini tümüyle boşalttığı bir zihinsel durum gerektirir. “Güzel” ve “çirkin”, kültürden kültüre farklılık gösteren geleneksel kategorilerden başka bir şey değildir. Güzelliği anlamadaki başarısızlığımızın iyi bir örneği, ortalama insanın bazen bedenimiz için daha az hoş olmakla birlikte sanki yağmur ya da sis de aynı ölçüde güzel değilmiş gibi, “günbatımı”nı, bir güzellik örneği olarak sunma eğilimidir.
İnsan, Homo sapiens olarak da tanımlandı, ancak bu tanımlamada, anlam, sapiens
sözcüğüyle neyin anlatılmak istendiğine bağlı. Yaşamı sürdürmenin daha iyi yollarını,
istediğimizi elde etmek için daha iyi yöntemleri bulmak amacıyla düşünceyi kullanmaksa, hayvanlar da bu yetiye sahip; hem, bu türden bir başarı söz konusu olduğunda insanla hayvan arasında olsa olsa niceliksel bir fark olabilir. Ancak, eğer sapiens sözcüğüyle, görüngünün çekirdeğini anlamaya çalışan düşünce anlamında, aldatıcı yüzeysel görünümden, “gerçekten de gerçek” olana nüfuz eden düşünce, amacı yönlendirmek, çarpıtmak değil de
anlamak olan düşünce anlamında bilgi anlatılmak isteniyorsa, Homo sapiens, gerçekten de insanın doğru bir tanımlamasıdır.
Mantık, akılcı düşünce ve duygunun karışımından ortaya çıkar. Eğer bu iki işlev birbirinden kopuksa, düşünme yozlaşarak şizoid zihinsel etkinliğe, duygu ise yozlaşarak yaşama zarar veren sinirsel tutkulara dönüşür.
Akılcı sevgi, kişi ile bir başka kişi arasında çok yakın ilişki oluşturan, aynı zamanda da onun bağımsızlığını ve bütünlüğünü korumasına engel olmayan sevgidir.
İnsanın edilginliği, “yabancılaşma hastalığı belirtisi” diyebileceğimiz bir hastalık belirtileri toplamı arasında yalnızca bir belirtidir. Kişi edilgin olduğundan, kendisi ile dünya arasında etkin bir ilişki kurmaz, etkin dünyanın bir parçası olarak görmez kendini, bu nedenle, kendi tapanlarına ve taleplerine boyun eğmek zorunda kalır. Dolayısıyla, kendini güçsüz, yalnız ve kaygılı hisseder. Bütünsellik ya da kimlik duygusu pek azdır. Dayanılmaz kaygıdan sakınmanın tek yolu, sürüye uymaktır.