Çünkü sizi çok eskiden beri tanıyorum Nestyenka,çünkü uzun zamandır birini arıyordum ve buluşmamız yazgımızmış, kafamda binlerce vana açıldı ve soluk bile almadan kendimi bu sözcük ırmağına bırakmak zorundayım.
Bittikten sonra uzun bir süre boşluğa bakıp acı hissettiren bir kitap oldu diyerek başlamak istiyorum. Evet bu kitabı büyük bir kitlenin övgüsü üzerine merak edip hemen almıştım. Ve açıkçası oldukça büyük bir beklentiyle okumaya başlamıştım. Beklentimi karşıladı mı diye sorulacak olursa eğer, evet büyük bir oranda karşıladı ancak bazı yönlerine ne yazık ki olumsuz eleştiride bulunacağım. Kitabın başları oldukça iyiydi. Altını çizmekten ve de tekrar tekrar dönüp okumaktan yavaş ilerlediğim anlar oldu. Ama Martin'in yazarlık serüveni biraz fazla uzatılmış gibi geldi. O bölümlerinde sıkılmadım desem yalan olur. Kitabın sonu ise beni gerçekten çok üzdü. Belki de insanoğlu olarak hep mutlu son bekliyoruz ve acı sonları aklımıza getirmek istemiyoruz diyedir. Spoiler verip de okurları kızdırmak istemediğim için detaya inmeden yorumumu bitireyim. Ancak şunu belirtmeliyim ki Martin'in son dönemlerde girdiği ruh halini bir çoğumuz yaşıyoruz. Ne yazık ki... Bu yüzden okurken bazı yerlerde tam da ben diyerek gözleriniz dolabilir diyebilirim. Sözün özü bence kesinlikle okunması gereken bir kitap. En çok da 'eğer gerçekten istersek başaramayacağımız hiçbir şey yok' temasını hayatımıza işleyebilmemiz için okumamız gerekiyor demeliyim. Şimdiden okuyacak herkese keyifli okumalar diliyorum...