Seher

Seher
/Bir bibliyoman.../ "Gürültülü dünyadan, kitapların âsude inzivasına iltica ettim."
Spoiler içerebilir :)
10/10
·544 syf.·
2026 3. kitabı
Ah Çalıkuşu... Sanırım bu kitap bende bambaşka bir yere taht kurdu. Kitabı bitirdikten sonra ki dakikalarda kalbimin hala heyecanla attığını hissettim. Çünkü Reşat Nuri Güntekin erkek olmasına rağmen bir kadın ruhunu öylesine derin ve öylesine berrak şekilde sunmuş ki bize;sanki olayları bizzat yaşıyor gibi hissediyorsunuz... Öncelikle kitabın Milli Mücadele dönemini yansıtması ve de o dönemde bir kadının nasıl zorluklar yaşayarak toplum baskısı altında ezildiğini okumak beni bir parça sarstı. Hikaye bizzat birinci şahıstan bir günlük aracılığıyla bize aktarılıyor. Feride küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiş nihayetinde büyük bir aile olan teyzesinde kalmaya başlamıştır. Yatılı okurken kuzeni Kâmran ile nişanlanır. Tabi büyük bir aşkla. Evleneceği günün gecesinde bir yabancı kadından aldatıldığını öğrenen Çalıkuşu zorlu bir seçim sonucunda evden kaçıp bir sergüzeşte atılır. Tabi bunu yapmasının tek nedeni idealleri değil, sevdiği adamın ihaneti sebebiyle hem ondan hem de yaşadığı yerden nefretle, öfkeyle kaçmak istemesidir. Bunu yaptığına sonraları pişman olacağı şeyler yaşar. Feride'nin o dönemde bir kadın olarak yaşadığı şeyler beni zaman zaman rahatsız etti. Çeşitli adlar takılıp yakıştırmalar yapılarak bir kadının tek başına yaşamak için nelere katlanması gerektiğinin özeti gibi olmuş. Feride hem mesleğine aşık bir idealist hem de yüreği aşkla dolu genç bir kadın aslında. Tabi hikayenin sonu güzel bitiyor. Kavuşma yaşanıyor ancak bir kadın olarak Kâmran'ın bu denli sevdiği bir kadını aldatmasını aşamadım ben. Madem seviyorsun neden aldattın be adam! Sanırım kitabın beni rahatsız ettiği diğer kısmı buydu. Ah bir de Doktor Bey var tabi. Adamın günahını aldım. Çocuğu gibi gördüğü kıza göz koydu dedim ama hikâyenin sonunda sarılasım geldi kendisine. Tam
1000Kitap
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,2bin okunma
Reklam
Don Quijote
8/10
·488 syf.·
2026 2. kitabı
Son dönemlerde elimden düşüremediğim nadir kitaplardan biri olan Don Kişot, hem heyecanla bir daha ki serüveni merak edip bir an önce okumaya çalıştığım, hem de bitmesine üzüldüğüm bir kitap oldu. Konusuna değinmeden önce şunu belirtmek isterim ki; bu kitap düşündüğümden çok daha ünlüymüş meğer. Kitabı bitirir bitirmez hakkında kısa bir araştırma yapmak istedim. Bu roman ilk olarak 1605 ve 1615 yıllarında iki bölüm halinde yayımlanmış ve ilk modern roman olarak kabul görülmüş. Çok fazla sayıda çevirisi yapılmış ve birçok tanınmış yazar tarafından listenin 1.sırasına konmayı hak etmiş. Yazar tarzıyla birçok yazarı da etkileyerek bazı eserlerde göndermelere de vesile olmuş. Roman o dönemin şövalye kitaplarına yönelik eleştiri tutumuyla ortaya çıkmış. Konusuna kısaca değinmek isterim; La Mancha ilinde yaşayan 50'li yaşlarında bir aristokrat olan Alonso Quijano sürekli okuduğu Şövalye kitaplarına takıntılıdır. Nihayetinde bu kitaplar yüzünden çıldırır. Ama öyle bir çıldırma ki sadece Şövalye kafasına girer. Yani diğer türlü aklıyla tam bir aristokrat gibi düşünür ve konuşur. Dedesinden kalan zırh ve kılıcı temizleyerek kuşanır. Sıska atını da yanına alarak kafasında kurduğu kahramanlık destanlarını yazmaya çıkar. Tabi bu serüvende yalnız değildir. Yanına bir de saf ama temiz yürekli olan ve de en önemlisi Don Kişot'a sağlam şekilde bağlı olan komşusu Sancho Panza'yı da alır. Tabi Sancho bu kafayı şövalyelikle yitirmiş adamın ardından boş bir vaatle gelmez. Don Kişot Panza'yı bir adaya vali yapma hevesiyle peşine takar. Tabi şövalyemiz hayali sevgiliyi de unutmaz. O çok sevilen şanslı kadın bir köylü kızı Dulcinea'dır.Ve sonrasında o eğlenceli kahramanlık serüveni başlar. Sancho kitaba ayrı bir hava katmış gibi sanki. Kitabın sonuna doğru Sancho'nun gerçekten hayale; Don
1000Kitap
Don KişotMiguel de Cervantes · İskele Yayıncılık · 202327,5bin okunma
Leylim Leylim/Ahmed Arif)
Puan vermedi·207 syf.·
2026 1. kitabı
"Hem seni sevmek, ölümlere, zulümlere panzehirdir. Nasıl dayanma kudreti verirsin bana bilemezsin. 'Seni anlatabilmek seni- iyi çocuklara,kahramanlara. -Seni anlatabilmek seni- namussuza, yaşamayana, kahpe yalana." İncelemeye en beğendiğim dizelerinden biriyle başlamak istedim. Ahmed Arif öyle samimi öyle içten ve öyle gerçek şekilde yansıtmış ki hislerini, şayet kitap 200 küsür değil de 1000 küsür sayfadan oluşsaydı yine de sıkılmadan aynı duygularla okurdum diye düşünüyorum. Bu kitap insana gerçek sevginin, aşkın var olduğunu gösteriyor. Leylasından karşılık görmemesine rağmen onu incitmeden, karşılık beklemeden sevmesi beni çok etkiledi. Aşkın yanı sıra dönemin ve yaşadığı coğrafyanın kültürünü, toplumsal yapısını hatta ekonomik ve siyasal durumlarını dahi öyle güzel yansıtmış ki. O dönemi yaşamayan bile yaşamış gibi anlatır. Kitap sarılır mı insana? Bazen sarıldığını hissettim demek abartı olur mu bilmiyorum. Normalde pek sevmediğim bir tarz olmasına karşın gerçekten alın bir okuyun da sevgi görün derim. Ha şunu da eklemek isterim ki; Leyla Erbil bu denli sevildiği için çok çok şanslı. Bence okuyan her kadının inceden inceden kıskanacağı bir gerçek. :) Okuyacaklara şimdiden keyifli ve aşk dolu okumalar dilerim.
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,6bin okunma
Martın Eden
Puan vermedi·517 syf.·
2025 109. kitabı
Bittikten sonra uzun bir süre boşluğa bakıp acı hissettiren bir kitap oldu diyerek başlamak istiyorum. Evet bu kitabı büyük bir kitlenin övgüsü üzerine merak edip hemen almıştım. Ve açıkçası oldukça büyük bir beklentiyle okumaya başlamıştım. Beklentimi karşıladı mı diye sorulacak olursa eğer, evet büyük bir oranda karşıladı ancak bazı yönlerine ne yazık ki olumsuz eleştiride bulunacağım. Kitabın başları oldukça iyiydi. Altını çizmekten ve de tekrar tekrar dönüp okumaktan yavaş ilerlediğim anlar oldu. Ama Martin'in yazarlık serüveni biraz fazla uzatılmış gibi geldi. O bölümlerinde sıkılmadım desem yalan olur. Kitabın sonu ise beni gerçekten çok üzdü. Belki de insanoğlu olarak hep mutlu son bekliyoruz ve acı sonları aklımıza getirmek istemiyoruz diyedir. Spoiler verip de okurları kızdırmak istemediğim için detaya inmeden yorumumu bitireyim. Ancak şunu belirtmeliyim ki Martin'in son dönemlerde girdiği ruh halini bir çoğumuz yaşıyoruz. Ne yazık ki... Bu yüzden okurken bazı yerlerde tam da ben diyerek gözleriniz dolabilir diyebilirim. Sözün özü bence kesinlikle okunması gereken bir kitap. En çok da 'eğer gerçekten istersek başaramayacağımız hiçbir şey yok' temasını hayatımıza işleyebilmemiz için okumamız gerekiyor demeliyim. Şimdiden okuyacak herkese keyifli okumalar diliyorum...
Duygu ve Düşünce
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
Kuyucaklı Yusuf
9/10
·222 syf.·
2025 2. kitabı
Merhaba sevgili 1K... Uzun zaman sonra tekrar 1K ailesine dönüp inceleme eklemem oldukça heyecan verici. Buna da Kuyucaklı Yusuf ile başlamamın sebebi şu ki, son aylarda okuyup da etkisini üzerimden atamadığım nadir kitaplardan biri oldu. Evet çoğunluğumuz Sabahattin Ali'yi 'Kürk Mantolu Madonna' ile biliriz. Kuyucaklı Yusuf bir tık geri planda görülür belki ama bana göre ikisi başabaş gidecek nitelikte. Spoiler vererek kitabı okumayanları kızdırmak istemiyorum ama duru,sakin ve heyecan verici bir roman arayanlar için kesinlikle okunması gereken bir kitap. Okurken hem gülümsetti hem de ağlattı diyebilirim. Kuyucaklı Yusuf yazarın bir diğer kitabı olan İçimizdeki Şeytan ı da okumama vesile olacak. Çünkü tarz olarak son zamanlarda favorim oldu. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim...:)
1000Kitap
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,4bin okunma