"Hem seni sevmek, ölümlere, zulümlere panzehirdir. Nasıl dayanma kudreti verirsin bana bilemezsin. 'Seni anlatabilmek seni- iyi çocuklara,kahramanlara. -Seni anlatabilmek seni- namussuza, yaşamayana, kahpe yalana."
İncelemeye en beğendiğim dizelerinden biriyle başlamak istedim. Ahmed Arif öyle samimi öyle içten ve öyle gerçek şekilde yansıtmış ki hislerini, şayet kitap 200 küsür değil de 1000 küsür sayfadan oluşsaydı yine de sıkılmadan aynı duygularla okurdum diye düşünüyorum. Bu kitap insana gerçek sevginin, aşkın var olduğunu gösteriyor. Leylasından karşılık görmemesine rağmen onu incitmeden, karşılık beklemeden sevmesi beni çok etkiledi. Aşkın yanı sıra dönemin ve yaşadığı coğrafyanın kültürünü, toplumsal yapısını hatta ekonomik ve siyasal durumlarını dahi öyle güzel yansıtmış ki. O dönemi yaşamayan bile yaşamış gibi anlatır. Kitap sarılır mı insana? Bazen sarıldığını hissettim demek abartı olur mu bilmiyorum. Normalde pek sevmediğim bir tarz olmasına karşın gerçekten alın bir okuyun da sevgi görün derim.
Ha şunu da eklemek isterim ki; Leyla Erbil bu denli sevildiği için çok çok şanslı. Bence okuyan her kadının inceden inceden kıskanacağı bir gerçek. :)
Okuyacaklara şimdiden keyifli ve aşk dolu okumalar dilerim.