Yassıbalık(Dil ve pisi balığı) tasarlamak için sıfırdan işe koyulan aklı başında hiçbir yaratıcı her iki gözün de aynı tarafta olması için bu balıkların geçirdiği saçmalık derecesine varan kafa çarpıklığını kendi çizim tahtasında tasarlamazdı. En baştan itibaren vatozun veya tırpananın tasarımına benzer bir tasarıma yönelirdi kesinlikle. Tasarladığı balık karnı üzerinde durur,gözleri simetrik bir şekilde vücudun üstünde olurdu. Ancak pisi ve dil balıklarının vücutları tarihleri yüzünden bükülmüştür. Çünkü ataları değişime başladığında bir yanlarına doğru yatmaya başlamıştı. Vatozlar ve tırpanalar ise zarif bir şekilde simetriktirler çünkü onların geçmişi şans eseri farklıydı. Ataları deniz dibi yaşamına ayak uydurmaya başladığında bir yanlarına yatarak yassılaşmak yerine karınları üzerinde basıklaşarak yassılaşmışlardı. Vatozlar ve tırpanalar köpekbalıklarının soyundan geldiler ve tipik olarak vücutları yanlarından basık ve bıçak gibi olan kemikli balıklara kıyasla zaten bir parça üstten basıklardı.
Akbabalar,kartallar ve albatroslar büyük olmalarına rağmen neden yere çakılmazlar? Onların numarası dış enerji kaynaklarını kullanmaktı. Güneşin ısısı ve ayın değişken yer çekimi etkisi olmasaydı, hava ve deniz durgun olurdu. Dış enerji okyanus akıntılarına güç sağlar, rüzgarları pompalar, toz fırtınalarını çalkalar, bir evi yıkabilen ve geminin rotasına güç veren kuvvet üretir. Akbabalar,kartallar be albatroslar dış enerjiyi mükemmeliğe ulaşacak bir verimle kullanırlar. Akbabalar ve kartallar tıpkı planör pilotlarının yaptığı gibi ısı akımlarını kullanırlar. Bir ısı akımı, yükselen bir sıcak hava sütunudur. Yerin bir parçasının diğer kısımlara oranla güneş ışığını daha fazla soğurması gibi sebeplerle oluşur.
Fizik yasaları kuşlar büyüdükçe kanat çırparak uçmalarını zorlaştırmak için komplo kurarlar. Daha ve daha da büyük kuşları hayal etmeye devam ettikçe jet ya da piston motoru onlarda olmadığı için o boyuttaki bir kuşun sahip olabileceği kas gücünün onu artık havada tutamayacağı bir noktaya gelirdik.
Sülünler ve tavus kuşları gibi bazı kuşlar uçma yetisini yalnızca olası bir tehlike ile ürktüklerinde ani bir kaçış hamlesi olarak kullanırlar. Devekuşu gibi diğer bazı türler uçamayacak kadar büyümüşlerdir ve kanatları devasa,uzun ve tekmeleyici olan bacaklarına kıyasla işlevsizleşmiştir. Bununla tam ters uçta ise örneğin sağangiller zayıf ve sarsak bacaklara,teknoloji harikası olan arkaya yatık kanatlara sahiptirler ve neredeyse asla yere inmezler. Sadece yuva yapıp yavrulamak için yere inerler ve çiftleşme ile uyuma bile havada gerçekleşir.
Güney Afrika bahar tavşanı olarak anılan hayvan ne bir tavşan ne de bir kanguru, aslında bir kemirgendir. Kangurular gibi bu hayvan da avcılardan kaçarken hızını arttırmak için sıçrar.