"Toplayabildiğim silahlı, silahsız dağınık erlerle Basköy yakınlarında saldıran Rus bölüklerini durdurmaya çalıştım. Her yandan artan düşman baskısı karşısında birkaç saatten fazla savunma olanağı bulamadım. Geri çekilmek zorunda kaldım." Enver Paşa'nın yüzü öfkeden morardı. Hırsla bağırdı:
"Mevzii terk etmiş. Kurşuna dizin!"
Enver Paşa'nın bu sert çıkışı kafilede ani bir şok yarattı. Özellikle Alman subayları donup kaldılar. Gerçekte Binbaşı Celal'in yaptığı kendilerinin tutumundan farklı değildi ki... Başta Enver Paşa olmak üzere kendileri de aynı şeyi yapmış, Ruslara tutsak düşmemek için geri çekilmişlerdi. Sağduyu sahibi Alman subayları bu geri çekilmenin bir kaçış olduğunun bilincindeydiler.
Alman subayları baskın çıktılar. Göz göre göre suçsuz bir insanın idam edilmesine gönülleri razı olmadı ve Enver Paşa'yı kararından vazgeçirdiler. Ama Enver Paşa bir otorite, ödün vermez bir disiplin adamı olduğunu aklına koymuştu bir kez. Tuttu, bir subay için, hele savaş alanındaki bir subay için ölümden beter bir ceza verdi: Binbaşı Celal'i ordudan kovdu.
Ceza hemen uygulandı. Kirli kaputundaki, paçavraya dönmüş üniformasındaki apoletler, rütbe işaretleri söküldü. Başındaki subay kalpağı alındı. Binbaşı Celal şuradan buradan toplayıp komutanlığını üstlendiği erlerin ortasında yapayalnız kalakaldı. Bu soğukta açık başla donacağını düşünen erlerden biri başlığına sardığı yün arkıyı çözdü, onun başına doladı. Binbaşının anlamsız bakışlarında bir minnet parıltısı çaktı ve söndü.