Ayrıca bu dünyada stratejinin yolunu öğrensen de gerçek hayatta hiçbir işe yaramayacağını söyleyenler olabilir. Senin sorumluluğun ne zaman ve nerede olursa olsun, (yalnızca savaşta değil) her durumda işe yarayabilecek şekilde alıştırma yapmak ve hazır olmaktır.
Savaş Sanatının gerçek Yol'u budur.
Özgür yaşamayı hayatına adamış,
güçlü kadın olmaya ant içmis çocuklar için;
Özgür olmayı istemek suç mu?
-Neden suç olsun Efraz?
-Neden özgürlük sloganları atanlar kelepçeleniyor?
-Çünkü protesto bazı durumlarda karmaşa getirir.
-Özgürlüğü verirlerse getirmez.
-Bahsettiğin özgürlük nedir tam olarak?
-Özgürlük işte, birbirinden farklı anlamları mi var?
Okumak isteyen çocuklara özgürlüğü verilsin.
Çalışmak isteyenin üzerine kapı kilitlenmesin. Cinsiyet ayrımcılığı
bitsin. Tek başına yaşamak isteyen edepsizlikle zan altında kalmasın. Boşanmak isteyen suçlanmasın.
Kadınlar öldürülmesin. İşsizlik yüzünden çaresiz kalan babalar canına kıymasın. Çocuklar öldürülmesin ve istismar edilmesin.
Hayvanlar işkence görmesin. Kan davası yıllarca süregelmesin.
Yasamayı isteyenler parmaklıklar ardında çürümesin.
-Senin gibi özgür olmayı isteyenler bunu başarabilir ancak.
-Biz kalbi güzel olan insanlar başaracağιz.
-Ama herkesin kalbi güzel değil, kinden ibaretler Efraz.
-O zaman biz ne diyoruz;
Oturduğu yerden ağır ağır kalktı, kollarını iki yana açtı ve karşısındaki hayali kalabalığa avaz avaz bağırdı Efraz:
Yüreğinizdeki kini sökün, biraz ferahlasın insanlar!
Erzurum'dan ayrılmadan önce Başbakanlığa ilginç bir telgraf çekti:
"On beş gün süren sürekli saldırılar sonucunda yorulmuş olan ordumuzu dinlendirmek ve hem de ileri harekât için hazırlanmakla uğraşılacaktır.
Ben de ordunun komutasını Hafız Hakkı Paşa'ya bırakarak
İstanbul'a hareket ediyorum.
Bununla birlikte, bütün bunların ve hareketimin gizli tutulmasını dilerim." Enver Paşa ve karargâhı Ulukışla'ya üç haftada varabildi. Ulukışla tren istasyonuna geldiklerinde, daha önceden telgrafla çağırdığı amcası Kurmay Yarbay Halil'i istasyonda beklerken buldu. Artık, Sarıkamış harekâtının çok kötü sonuç verdiğini saklayamadı. Amcasına ilk sözü şu oldu: "Kuvveyi külliye mahvoldu!" Bu, Üçüncü Ordu tümüyle yok oldu demekti...
Enver Paşa İstanbul'a ulaşır ulaşmaz, olup biteni gizlemek için art arda önlemler almaya başladı. Önce basına sansür koydu. Sarıkamış harekâtına ilişkin her türlü yayını kesinlikle önledi. Ardından, daha etkili olan fısıltı gazetesini önlemek için "Sarıkamış'tan" söz edilmesini yasakladı. Yasaklara uymayanların ağır cezalara çarptırılacağı el altından halka duyuruldu. Yasakların yurtseverce bir gerekçesi de vardı: Casusların ve bozguncuların yalan haberlerle halkın moralini bozmalarını önlemek...