Dim Deyra

Fatih Harbiye
Puan vermedi
Zamanları, mekanları konuşturan bir eser: Fatih Harbiye... Peyami Safa'nın bu eserinde mekanların ruhunu insanların lisanından okuyorsunuz. Medenileşme olayını kendi medeniyetini aşağı görüp reddetmek olarak anlamak yanılgısına düşen insanın hikayesini semtlerle, mekanlarla ete kemiğe büründürüyor yazar. Zamanenin iç çekişlerine, buhranlarına, gelgitlerine şahitlik ediyorsunuz. Adeta bir fenerle ışık tutulan tünelden yakın tarihe adım adım yaklaşıyor, yetmiyor bir de onlarla birlikte yaşıyorsunuz. Kimi zaman Neriman ile birlikte Beyoğlu sokaklarında fütursuzca eğlencenin dibine vuruyor, kimi zaman da Faiz Bey'le birlikte endişe içinde Neriman'ın eve dönüşünü bekliyorsunuz. Şinasi gibi "Şimdi ne yapmalı" dediğiniz zamanlar da oluyor. Neriman gibi "Kendimden nefret ediyorum" diyerek çıkmazlara girdiğiniz de. Günün sonunda yastığa başınızı huzurla koyamadığınız zamanlar bunlar. Uzak da değiller aslında. Senin, benim hikayemiz. Bir araya gelemeyen iki yakamız gibi Fatih Harbiye. Fatih sokaklarında Neriman'ın burnunun direğini kıran misk kokusu gibi, derin bir oryantalizm kokuyor bu hikaye.Oryantalizme en çok hizmet eden ve burada dikkatimizi çeken şey, Şark'ın Garp karşısındaki ezilmişlik psikolojisidir. Bunları en güzel gösteren detay, Macit karakterinin medeniyet timsali gibi yansıtılan profiline karşın Şinasi'nin salaş ve bakımsız halleridir. Neriman için birisi batıyı,birisi doğuyu temsil eder. Bunun doğal sonucu olarak Neriman bu denklemde bir sağa bir sola çarparak,hem ruhen hem vicdanen yaralanan masum bir kızcağızdır aslında. Yaşadığı hayat ile düşlediği gelecek arasında öyle arada kalır ki bir anne şefkatiyle sarıp sarmalamak istersiniz onu. Ama dikkatinizi çekerim, bunu sadece siz istersiniz. Peyami Safa'nın böyle bir derdi yoktur. Hatta hemen her kitabında
1000Kitap
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202057,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gün yüzü
10/10
·295 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2024 23:32
Dikkat ! Yorum sonlara doğru minik spoiler iceriyor. Açık konuşmak gerekirse, son dönemlerde okuduğum kitaplardaki aşklardan artık etkilenmedigimi farketmis, bunu 35 yaş güncellemesi olarak varsaymis, mevzuyu orada noktalamıştım. Sonra bir şey oldu ve Umut ile Yıldız aynı asansöre denk gelsin, e artık bi konuşsunlar diye ufak bir heyecan yaptığımı gördüm. Sonra Yıldız'i takip ettim adım adım. Ne yalan söyleyeyim, sürekli açığını aradım. Bu kadar güzel seven adamlar hep harcanır, bu kız bu adamı harcar dedim durdum icimden. Ama bir ümit, haksız çıkmayı bekledim Handan konusurken dinledim sessizce, katıldım çoğu kez. En son bir Nergis dokunuşu vardı ki, göz yaşlarımı yuvasında tutamadım. Yeri geldi Umut'un çocukluk mahallesindeki bakkala uğrayıp borçlarını kapatmak istedim, bazen annesiyle dertleşmek...Babası iş bulduğu gün bir pasta alıp kutlamak bile geçmiş olabilir içimden. Tam da bu kadar içimizden, samimi bir hikayeydi çünkü.  Sadece bir hikayeden ibaret olmadigini da,  yeri geldikçe geçen  şiirlerden, şarkılardan, yazarlardan, şairlerden eşlik ettiğiniz türkülerden öyle bir anliyorsunuz ki; okumuyor adeta yaşıyorsunuz. Ve öyle nokta atış tespitler var ki, ister istemez altını çize çize gidiyorsunuz kitabın içinde. Evet böyle bir yola çıkmıştım günler önce...Ve işte bugün yaklaşık 2 saat önce son sayfasını kapattım kitabin. Vakit gecenin bir yarısı oldugu halde neden uyuyamadigimi soracak olursanız şöyle açıklarım;  Geldiğimiz noktada, Umut'a kocaman bir sarılıp "ablacığım geçecek" demek istiyorum.  Yıldız Umut'un kapısına bin pişman olarak dönsün istiyorum.  Handan' in yavrusunu bağrıma basmak, arkasından ağıtlar yakmak istiyorum.  Günlerdir dolaştığım o gri başkent sokaklarından, buz gibi bir Ankara ayazı yiyerek ayrılıyorum. İçim yanıyor ama ben
Kitap İncelemesi
Gün YüzüAli Bektaş · Romanoku Yayınları · 2023405 okunma