Deneyimlediginiz her şey, algıladığınız her bir görüntü, ses ya da koku, dolaysız bir deneyim olmaktan çok, karanlık bir tiyatroda oynanan elektrokimyasal bir yorumdur...
Öyleyse beyne sahte anılar yerleştirmek mümkün olduğu gibi, insanların bunları kucaklayıp süslemeleri ;kimliklerinin dokusuna fantezi unsurları katmaları da mümkündü.
Roman gibi sürükleyici, bir cumle sonra ne olacak diye merak içinde okuyup bitiriyorsunuz kitabı. Bir de karakterin iç konuşmaları sanki sizin iç konuşmalarınızla bire bir örtüşüyor hissi uyandırıyor.... Hayret ederek okuyup bitiriyorsunuz...
Hakkını veremediğimiz zamanlar için mi feryatlarimiz, sevgimizi ifade edemediğimiz için mi? Belki de zamandan başkası yalandır. Elimizdeki tek Servet olan zamanı fütursuzca harcamanın ağırlığı mi çöker, yoksa mezarlıklar gerçekten ağırlaştırir mi insanı?