Kitabın isminden hareketle daha çarpıcı ve daha motive edici bir içerik bekleyebilirsiniz. Yani okumaya, kendinizi iyilerden varsayarak; “Evet, yalnız değilim, benim gibi iyiler de var herhalde yeryüzünde. Bakalım başka kimler bunlar?” gibi bir hisle başlamayın. Benim için kitabın ismi böyle bir çağrışım yaptı. Yani iyilerin yalnız olmadığı, iyi örneklerin aslında görünenden daha çok olduğu; “İnanmıyorsanız buyurun bakın, yalnız değilsiniz.” gibi bir mana bekledim ama neyse.
Kitapta iyilik kavramı, yani Kur’anî tabirle “birr” kavramı, Bakara Suresi 177. ayet temel alınarak detaylandırılmaya çalışılmış: “İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmenizden ibaret değildir. Asıl iyilik; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyene ve kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta, savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar doğru olanlardır. İşte bunlar Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.”
Fakat genel anlamda her şeyden biraz biraz, hiçbir şeyden tam değil gibi bir kitap olmuş. Bana kalırsa bu ayeti saf hâliyle okuyup üzerinde bir miktar tefekkür etmek, kitaptan alacağınız verimi sağlar. Giriş kısmında ahlak kavramı açıklanmaya çalışılmış fakat hocamız, vaize olması hasebiyle sanırım meselelere çok kürsü tadında değinmiş. Elbette bunun da bir karşılığı vardır fakat ben bir noktadan sonra yoruldum.
Ahlak kavramıyla meselenin temelini attığı 9 sayfalık kısım çok tatmin edici bir açıklama gücüne sahip değil. Şöyle ki insanlar iki türlü fikirsel tatmin yaşarlar zannımca. Birinci grup, yaşanan somut olayların