“her şeyi zaman varken yapmak gerek. geciktirilmiş sözler, askıya alınmış hayaller, ertelenmiş itiraflar; bir gün hepsi pişmanlık olarak geri dönmeden önce, henüz vakit varken.” diyor Murathan Mungan. Toptaş’ın dediği gibi; "şunu unutma ki, yeryüzünde gecikmişliğin ilacı yoktur.
kerpiç kerpiç üstüne kurdum binayı
binayı kurar iken gördüm leylayı
leyla başıma açtı türlü belayı
ah leyla leyla leyla etme bu nazı
gel barışalım baban kıysın nikahı
kerpiç kerpiç üstüne düzdüm bir sıra
leyladan haber aldım gitmiş mısıra
kuzu olup melesem arkası sıra
ah leyla leyla leyla etme bu nazı
gel barışalım baban kıysın nikahı
youtube.com/watch?v=EMfNRI9...
Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti
Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti
Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma
Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma
Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından
Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından
Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde
Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde
Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş
Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş
Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine
Kapılıp gidiyorum saçının sellerine
Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar
Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın
Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın
Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi
Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi
Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım