Yusuf

Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Zamane insanının hastalığı; sohbeti, muhabbeti bilmiyorlar, unutmuşlar. Bir şey anlatılıyorsa, anlatılan bir sebebe, bir amaca dayanmalı onlara göre. Etkilenmek, beğenilmek, faydanlanmak, falan filan. Paylaşım diye bir şey yok. Sohbet sandıkları şeylerde birkaç plastik kelime öbeği. Kıl tüy.. Onun saçı, bunun telefonu, diğerinin sevgilisi..
"Nasılsın diye sorulunca çalışıyorum diye cevap verilmez. Ne yapıyorsun diye sorulunca bile çalışıyorum diye cevap verilmez. İnsansın, çalışacaksın elbet. Ama siz beyinlerinizi çaldırmışsınız. İşiniz hayatınız olmuş, hem de o işi meşguliyet edindiğiniz için bile değil. Size getirileri nedeniyle. Seviyenizi belirlemesi hasebiyle. Sana nasılsın diye sordum ben. Sen bana hala kendine uygun düşecek kafenin parasını biriktirmekle meşgul olduğunu söylüyorsun."
Kendime inanmak içimden gelmiyor, öyle çok bahanem var ki, öyle çok kandırıldım ki kendim tarafından
Bölümde bir karışıklık yaşanmış, onun dışında bu
Okul Beyazıt'ta, bölümüm fen edebiyat fakültesi matematik. Mezun olunca muhtemelen hiçbir şey olamayacağım. Bir şeyler olmak gibi bir arzum var mı ? Aslında yok. Belki huzurlu olmak denilebilir. Uçuk bir arzu. Bazen öyle hissederim, huzurlu olsam iyi olacakmış gibi. Çok yakınındaymış gibi o şeyin...teğet geçip...değişir, bilemem, insan bazen hayatla dolar, bazen ölmek ister. Bu sıralar...anlatırım belki...