Aşinaoğlu Kül Tigin Ahmet

Aşinaoğlu Kül Tigin Ahmet
@AhmetAgaoglu
Taş kırılır, tunç erir ama Türklük ebedidir.
Kıpçak Türkleri Savaş Maskeleri
11. ve 13. yüzyıllar arasında Avrasya bozkırlarında hâkimiyet kuran Kıpçak Türkleri, sadece savaşçı cesaretleriyle değil, aynı zamanda metal işçiliğinde ulaştıkları zarafetle de dikkat çeker. Özellikle savaş maskeleri ve miğferleri, düşman üzerinde psikolojik üstünlük kurmak ve savaşçıyı fiziksel olarak korumak amacıyla geliştirilmişti. Bu maskeler, badem biçimli göz açıklıkları, belirgin kaş çizgileri, simetrik bıyık kabartmaları ve damgalı desenleri ile hem estetik hem de işlevsel birer zırh unsuruydu. Kıpçak Türklerine ait maskeler, genellikle yüzü tamamen örten, tunç veya demirden yapılmış, üst kısmı sivri miğferlerle bütünleşik biçimde kullanılırdı. Günümüzde bu maskelerin bazı örnekleri, popüler kültürde “V for Vendetta” filmindeki Guy Fawkes maskesiyle benzerlikler taşıdığı için dikkat çekiyor. Her iki maske de güçlü simetriye, anlam yüklü yüz ifadelerine ve tanınmazlık sağlayan sert çizgilere sahiptir. Her ne kadar biri Orta Çağ Avrasya bozkırlarından, diğeri modern distopyalardan gelse de "anonim yüz" ve "direniş" imgesi iki kültürel objede kesişiyor. Kaynak: -Yatsenko, S.A. (2013). On Some Ethnic Peculiarities of Warfare and Arms in the Kipchak World. In: Warfare in Inner Asian History (500–1800), Brill. - Instagram: Türkçe Tarih
1000Kitap
Reklam
Ali Macar Reis’in Dünya Haritası
16. yüzyılda Osmanlı donanmasının önemli denizcilerinden Ali Macar Reis, 1567 yılında bir dünya haritası çizdi. Bu harita, sadece coğrafi bir betimleme değil, aynı zamanda Osmanlı’nın Hint Okyanusu’na yönelik stratejik ilgisini yansıtan siyasi bir belge niteliğindeydi. Haritada sadece bir yer özel olarak tanıtılmıştı: Maldivler. Açıklamada şöyle yazıyordu: “Yirmi dört bin ada, on ikisi viran (ıssız), on ikisi mamur (iskân edilmiş)” ⠀ Bu ifade, tam da aynı yıllarda Osmanlı sarayında görev yapan bir diğer denizci Lütfi Reis’in Açe seferi öncesi hazırladığı istihbarat raporundaki bilgilerle örtüşüyordu. Haritada ayrıca, Osmanlıların desteklemeyi planladığı Açe Sultanlığı (bugünkü Endonezya) da açıkça işaretlenmişti. ⠀ Tüm bu ayrıntılar, bu haritanın sadece soyut bir dünya tasviri değil; bizzat Osmanlı sefer hazırlıklarının bir parçası olduğunu gösteriyor. Kaynakça: - Giancarlo Casale, “From Hungary to Southeast Asia: The Ali Macar Reis Atlas in a Global Context”, Journal of Ottoman Studies, Sayı 39, 2012, s. 55–62. - Instagram: Türkçe Tarih
Türk Tarihi
Osmanlılar "Tanrı" Kelimesini Kullanır mıydı?
Günümüzde "Allah" yerine "Tanrı" kelimesinin kullanımı zaman zaman tartışma konusu olsa da tarihi metinler bu konuda net bir tablo sunar. Günümüze ulaşan en eski Kuran tercümelerinde "Allah" kelimesinin karşılığı olarak "Tengri/Tanrı" kelimeleri kullanılmıştır. Karahanlı Türklerinden Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig'e "Tengri Azze ve Celle" ifadeleriyle başlamıştır. Kaşgarlı Mahmud'un Divanu Lugati't-Türk adlı eserinde de "Tengri" ile "Allah" kelimelerinin eş anlamlı olarak kullanıldığı görülür.
Türk Tarihi
Mehter Takımının Tarihçesi
Farsçada "en büyük", "daha büyük" anlamına gelen "mihter" kelimesinin Türkçeleşmiş hali olan "mehter", tarihin en eski askerî bandolarından birisidir. Yalnız üflemeli ve vurmalı çalgılardan oluşur. Savaşta ordunun yürüyüş ritmini belirleme, askerleri savaşa yüreklendirme; barış zamanlarında ise saati duyurma, devlet töreni, eğlence gibi farklı işlevleri yerine getirmiş ve Osmanlı Devleti'nin sembolü olmuştur. Osmanlı Devleti'nde mehterhane teşkilâtının kuruluş tarihi hakkında kesin bilgi yoktur. Kimileri mehterhanenin kuruluşunu, Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Mesud tarafından uç beyi Osman Gazi’ye, hâkimiyet sembolü olarak tabl ve âlem göndermesiyle başlatırlar ancak o tarihte mehterhanenin kurulduğu, kaynaklarla belgelenmemiştir. Osmanlı Devleti'nde mehter teşkilatının olgunlaşması, 14. yüzyılda I. Murad döneminde yeniçeri ocağının kurulması ile gerçekleşti. Bu devirde mehter teşkilatı, yeniçerilere yardımcı nitelikte bir askeri kurum haline dönüşmüştür. Bazı kaynaklarda mehterhanenin Çandarlı Kara Halil Paşa'nın tavsiyesiyle bir ocak hâlinde kurulduğu söylenir. Kuruluş yılını 1362 veya 1365 olarak gösteren kaynaklar mevcuttur. Başta padişah olmak üzere birçok devlet erkânı, kıdemlerine göre mehter takımı bulundurmaktaydı. Padişah mehterine Mehterhâne-i Hâkânî veya Mehterhâne-i Hümâyun denirdi. Padişah mehterleri önceleri dokuz, daha sonra on iki katlı olarak düzenlenmiştir. Takımda kaç çift davul-zurna varsa, o kadar "katlı" olduğu ifade edilir. Örneğin bir mehter takımı 16 katlı ise o takımda 16'şar davul ile zurna vardır, boru, nakkâre, zil ve kös sayısı ise değişik sayıda olabilir.
Türk Tarihi