Kitap çok güzel çok hoş hatta ama aşırı melankolik ve duygusallık hat safhada. Dil akıcı ve sürükleyici okurken kendiliğinden geliyor devamı. Ahlaki açıdan bizim toplumumuza uygun bir kitap değil ama Avrupa’nın şartlarını ve dönemini düşününce onlar açısından makul görülebilir. Kitabın kaleme alınmasından sonra rivayetler de çok; Werther’in giyim markasının oluşması, yasaklanması, intiharların artması, werthervari giyimin artması…
Herkesin kendinden bir şeyler bulacağı okuyucuyu derinden sarsacak ve okurun huzurunu kaçıracak bir kitap. Kitapta bunca acının ortasında bir suçlu arayışı oluyor ama kimseyi suçlama hakkını bulamıyor insan. Kitabın temel konusu aşk ancak Werthervari bir aşk insanı yıkıma sürükleyecek düzeyde. Nitekim Yalın Alpay’ın bir röportajında dediği gibi. Aşk rahat kaçıran bir şeydir, sonunda da rahatının kaçtığıyla kalırsın.Kitapta da çoğunlukla olan bu.
Kitaptan spoiler vermek istemem ama güzel alıntıyla bitirmek isterim . “Ruhumuz kaçırdığımız huzura özlem duyar. “ diyor Werther. Son olarak ta sanıyorum ki kitabı özetleyecek en güzel söz Andre Breton’un bu sözü olsa gerek;
Size çılgınca sevilmeyi diliyorum.
Herkese keyifli okumalar diliyorum.