"Daha anlatsana," dedim.
"Hoşuna mı gitti?"
"Hem de çok. Seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre boyunca hiç durmadan laflamak isterim."
"Benzinimiz yeter mi ki?"
"Yalancıktan doldurursak yeter."
"Olsun, onu öldüreceğim."
"Ne diyorsun evladım sen, babanı mı öldüreceksin?"
"Evet, öldüreceğim. Çoktan başladım bile. Öldürmek derken öyle Buck Jones'un tabancasını alıp dan diye öldürmeyi kastetmiyorum. Öyle değil. Kastettiğim onu kalbimde öldürmek. Iyiliğini istemekten vazgeçmek. Derken bir gün ölüp gidecek."
Sanma ki çok zayıf biriyim,
Ağırlıklar altında kalır gibiyim.
Ben seni bir ömür taşır biriyim.
Çok gördün bir selamı,
Hoş bir kelâmı.
Sırtıma derdinle bin taşırım,
Sevincine kederine koşar biriyim.
Keder beşer için yaratıldı,
Yolda gördüğün taş bile imtihan sayıldı,
Sen boş vermeleri karıştırma,
Gönlü çabuk kırılır biriyim.