İbnü'l-Arabî şöyle der: “Allah hakkında fikir yürüten kişi, düşüncesiyle nefsinde inandığı şeyi yaratmış, düşüncesiyle yarattığı ilâha tapmıştır. Ona 'ol' demiş, o da olmuştur. Bu nedenle insanlara Peygamber'in bildirdiği ve Kitab'ın anlattığı Allah'a inanmalarını emrettik. O ilâha ibadet ettiğinde yaratılmamış ilâha, yani seni yaratana ibadet etmiş olursun. Çünkü Allah'ı bilmek ancak [peygamberi] taklit ederek gerçekleşebilir."
…Hayat doğrusal bir çizgi değil, bir daire! Başı ve sonu olmadığına göre hepimiz sürekli yolcuyuz! Bu yolculuğun bizi bizden alarak yerine yeni biz koyması ise basit bir formülde gizli. Tasavvuf metinlerinde sık karşılaştığımız bu formül, büyük düşünür Platon'a izafe edilen bir sözde şöyle dile getirilir: "Yolculuğa çıktım. Geri döndüğümde hiçbir şeyin değişmediğini gördüm. Meğer giderken kendimi de yanıma almışım." İslam irfanından nasiplenmiş sıradan bir insan buradan şu sonucu çıkarırken hiç de zorlanmayacaktır: İnsan kendini, yani nefsini yanına aldığı sürece, Kâbe'yi ziyaret etmekle "hacı olmaz."