İşte ikbal ve idam bu kadar yakındır birbirine… Kaplanın sırtında gezmek, o heybetli yaratığın her an dönüp insanı yutabileceği bir denge üstünde durmak gibidir. Bir anlık tökezleme, ve her şey biter. Otuz üç yıl tahtta oturmuş bir adam, şimdi Selanik’in tozlu sokaklarında, gözetim altında, unutulmuş bir gölgeye dönüşür. Korku, bir zamanlar kullandığı silahı, şimdi kendi göğsüne saplanmış bir hançer olur.