Kusursuz bir düzenin ardında yatan kaosu ve bembeyaz bir maskenin altındaki karanlığı kaleme aldığım Klotho (Beyaz Zambak), sadece bir polisiye değil; hepimizin içinde kaybolma tehlikesi yaşadığı ya da kaybolduğu o devasa sistemin hikâyesi.
Artemis Grup’un o pürüzsüz, bembeyaz koridorlarında her şey mükemmel görünüyor olabilir. Ama bu kusursuz düzenin, 90 derecelik o takıntılı açıların ve rakamların ardında buz gibi bir gerçek saklı.
Lüminolün o neon mavisi ışığı yandığında, sadece silinmiş kan izlerini değil; sistemin yuttuğu hayatları, kirlenmiş vicdanları ve bir insanın kendi sonunu nasıl adım adım inşa ettiğini göreceksin. Klotho, sana sadece bir suç hikâyesi anlatmıyor; seni o devasa çarkın içine, kaçamayacağın bir labirente davet ediyor.
Tüm bu kaosun tam kalbinde ise tek bir cümle yankılanıyor: “Gerçek suç, bir insanın ölmesi değil; yaşarken bir sistemin parçasına dönüştürülmesidir.”
Sen o sistemin neresindesin? Parçası mı, yoksa kurbanı mı?
Moira'nın ilk ipliği eğrildi. Suçun kanla değil, düzenle işlendiği bir dünyaya adım atmaya hazırsanız, sayfaların arasındaki bu soğuk yüzleşmeye davetlisiniz.
Ahmet ErolAhmet ErolKlotho
Sevenler gece ölür, sessizliğin en koyu yerinde
Bir yıldız düşer içlerinden, kimse görmeden
Kalpte yarım kalmış bir cümle kalır geriye
Ve sabah, onların adını söylerken sevenler gece ölür. Ahmet Erol
Yok, bitmeyen geceler, olmayan sabahlar yüzünden değil, çaresizliğimdendir bu gönül yorgunluğu.
Kırılsam kırıldım diyememekten, sevgiyi umutsuzca beklemektendir.
Hayırlarıma dur demekten yorulmaktandır.
Hep dur diyorum, bekle diyorum, sabrediyorum.
Sevmeyi çok ama çok seviyorum.
Bazen yaşamaktan yorulduğumu gözlerimden anlıyorlar, utanıyorum. Yıldız Kenter
Tam bulduğumu sandığım anda ölümsüz bir sevgili, uçup gidecek diye beyaz bir güvercin gibi korkuyorum.
Korkunun ecele var mı faydası sanmıyorum, ne olur anla beni...