Dürüst olalım, bazen kitaplığımız bize değil de takipçilerimize aitmiş gibi hissetmiyor musunuz?
Bir kitap patlıyor, her 5 hikâyeden 3’ünde o meşhur kapak, yanında mutlaka bir kahve fincanı... Sonra bir bakıyoruz, hepimiz aynı cümleleri alıntılamışız, aynı şeylere bayılmışız. Sanki gizli bir el hepimize "Bu hafta bunu seveceksiniz" diyor ve biz de o büyük sistemin uysal birer parçası oluyoruz.
Peki, ya o paylaş butonu hiç olmasaydı? Kimsenin ne okuduğumuzu görmeyeceği, kimseye bir entelektüel kimlik kanıtlamak zorunda olmadığımız o ıssız adada olsaydık... Şu an elinizdeki o popüler kitabı yine de aynı hevesle okur muydunuz? Yoksa birileri paylaştığı için mi o kitabın büyüsüne kapıldınız?
Bir kitabı beğenmediğimi söylüyorum, aldığım cevap; "Sen ne anlarsın, o kadar kişi paylaşıyor, herkes bayılıyor!"
Milyarlarca sinek yanılıyor olamaz ama bu, kondukları şeyin harika olduğu anlamına gelmez.
Bir kitap satılmıyor diye de kötü değildir.
Ahmet ErolAhmet ErolKlotho