Hiçbirimiz bizi sömürmeye çalışan insanlara yahut çevremizdeki dış güçlere karşı durmaktan kaçınamayız fakat sürdürmemiz gereken asıl önemli psikolojik savaş, özgürlüğe doğru ilerlemeyi sürdürdükçe ortaya çıkacak ihtiyaçlarımıza, endişemize ve suçluluk duygularımıza karşı verdiğimiz mücadeledir.
Neşe, güçlerimizi kullandığımızda ortaya çıkan duygudur. Hayatın amacı mutluluktan ziyade neşedir, çünkü insan olarak doğamızın gereklerini yerine getirmenin sonucunda neşeleniriz.
“İnsanlığın ortaya koyması gereken eserleri arasında" diye yazıyor John Stuart Mill, "mükemmelleştirmek için yaşamının haklı bir şekilde görevlendirildiği en önemli şey elbette kendisidir... İnsan doğası bir model örnek alınıp inşa edilerek yalnızca hedeflendiği işleri yapabilecek bir makine değildir, aksine, onu canlı bir varlık kılan, içsel güçlerin eğilimlerine göre kendini dört bir yana doğru geliştirecek bir ağaçtır."
Zira ilerlemekten başka bir seçeneğimizin olmaması olumlu bir şey. Psikanaliz sürecinin yarısına ulaşmış, savunma ve yanılsamaları delik deşik edilerek daha iyi bir şeye ulaşmak için ilerlemekten başka çaresi olmayan hastalardan farksızız.
Birçok insan davranışlarının değerini, davranışın kendisiyle değil de bu davranışın nasıl kabul gördüğüyle ölçüyor. Pasif olan alıcı kendisine yöneltilen şeyi başarılı ya da başarısız kılacak güce sahip. Dolayısıyla biz de hayatta birey olarak yaşayıp davranmaktansa oyuncu olma eğilimine kapılıyoruz.