"Yıllar önce ben de bir kuyuya düşmüştüm." Demek isterdim ona, kulağına eğilerek. "Bile isteye. Kimse itmemişti beni, yani kendim atlamıştım. Senin yaşlarında olmalıydım en fazla. Bir süre yalnız kalmıştım orada. Kafam karışıktı, iyi gelmişti o kuyu bana. Beni çıkaracak birini beklemiyordum. Ama beklemediğim içindi belki, bir gün ansızın çıkıp geldi. İşte tam o yosunlu kuyu gibi kokuyorsun bana."
Ben bunu söyler söylemez yüzüme bakarak gülümsesin isterdim.
Sonra gitsin, konuşmasın hiç.
Sadece gülümsesin.