"Peygamber Efendimizin de sırtından namaz kılarken deve işkembesini boşaltmıştı müşrikler. Bu günün kafir ve müşrikleri de bizim üstümüze boşaltıyor. Onların medeniyeti dünden bugüne değişmedi. Gittikleri her yere lağım taşıyorlar! Bu toprakların imtihanı da peygamberin imtihanı gibi ağırdır. Direnişi de yıkılan birkaç lastik, atılan birkaç taştan ibaret sanma sakın! Ardında ödenen bedeller var... "
"Kanuni Sultan Süleyman, Babü'l-Halil'e Osmanlı Devleti'nin hoşgörü mührünü vurmuştur. Kapının üzerine " La İlahe İllallah İbrahim Halilullah"(Allah'tan başka ilah yoktur. İbrahim(as) Onun dostudur.) yazılı bir kitabe yerleştirilmiştir.
Bu kapıya padişah kelime-i şehadeti de yazdırabilirdi, kelime-i tevhidi de. Ancak " La İlahe İllallah İbrahim Halilullah" yazdırmayı tercih etti. Neden mi? Çünkü Kudüs ve Mescid-i Aksa üç semavi din için de kutsaldı. Samimi bir şekilde inanan Yahudi ve Hristiyanlar da bu kapıdan geçecekti. Burada İslam'ın hoşgörüsünün, inananlara olan saygısının bir yansımasını görüyoruz. Üç semavi dinin atası Hz. İbrahim'dir.Üç semavi dinin inananları da Hz. İbrahim'i Allah dostu olarak kabul eder. Bu kapı İslam'ın ve Osmanlı'nın hoşgörüsünün ilanıdır. "
"Şimdi bunları o an yaşadığım çaresizliği unutmamak için yazıyorum. Zalimin zulmunü yanına bırakmamak için yazıyorum. Hafızası silinmiş bir milletin ferdi olarak yeniden kim olduğumu hatırlamak için yazıyorum. "
"Herkese seslenip: Heyy... Müslümanım diyen herkes... Heyy... Bizim Kudüs diye bir emanetimiz var. Biliyor musunuz? Mescid-i Aksa diye bir kıblemiz var. Bizi Kudüs de bekleyen bir miraç var. Heyy... Ey inandım diyen herkes! Orada bir avuç kalsa da direnen bir diriliş ruhu var.Heyy... "