"Gezdiğim sokaklar Kanuni'nin, Selahaddin'in adını,
Yapılar ecdadımın mührünü taşır.
Her köşesi benim bu şehrin.
İsmi ben, cismi ben, insicâmı ben iken,
Bir namlu benim olan sokaklarda bana uzanır.
Hırsız baskın çıkar ev sahibine.
Sorun, bakın bir şanlı tarihime,
Ey yabancı kimsin, nesin sen? "
"Daha önceki kitaplarım için davet edildiğim okullarda bir soru sordum. Cevabı Asr suresi olan bir soru. Cevabı bilen iki gencin, Muzaffer ve Merve Lina'nın adını baş karakterlerdeki iki gence koydum. Burak zaten evvelden Kudüs yolcusuydu."
"Kudüs'ü hep uzaktan severken kendime. " Yazmaya nerden başlamalıyım? " diye sordum. Cevabım çok netti. "En uzaktan... " Ben de en uzaktan başladım... Kudüs'ün en yakınında ve en yakını olabilelim diye... Silinen hafızalarımıza yeniden hatırlatmak istercesine... Öyle uzaklara gittim ki... Sıra sıra kervanı yolda düzercesine, peygamberleri inci gibi yazdım Kudüs'ün tarihinde... "Uzaktan Sevmek Kudüs" ile o kutsal topraklara gittiğinde kimse yabancılık çekmesin diye. Kudüs'ün taşını toprağını nakış nakış işleyen atalarıma hürmetle yazdım her satırı. Tarihten 3 emanet getirdim bugüne... Bir anahtar, bir taş, bir de Iğdırlı Onbaşı Hasan'dan bir emanet... "