Öyle bir yaşta idim ve öyle bir mizaçta idim ve çocukluğumda o kadar az
oyun oynamıştım ve aldatmasını o kadar az öğrenmiştim ki, yalan bana
suçların en ağırı gibi geliyordu; ve bir yalan söylendiği zaman insanların
değil, eşyanın bile buna nasıl tahammül ettiğine şaşıyordum. Yalana herşey
isyan etmelidir. Eşya bile: Damlardan kiremitler uçmalıdır, ağaçlar
köklerinden sökülüp havada bir saniye içinde toz duman olmalıdır, camlar
kırılmalıdır, hattâ yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır filân...
Bazan etrafımızda o kadar esrarlı bir
hâdise olur ki ince teferuatına kadar bunu sezeriz, fakat hiçbir şey idrak
etmeyiz; ruhumuzun içinde ikinci bir ruh herşeyi anlar, fakat bize anlatmaz,
böyle korkunç işaretlerle bizi muammanın derinliklerine atar ve boğar.