Bir önceki kitabı zananın yaşadıklarını okurken çok üzülmüştüm. Fakat ikinci kitabı okurken üzüntüyle beraber kızgınlıkta oluştu içimde. Çünkü onları bu kadar mağdur eden şeyin Arap erkekleri ve özellikle 'kuran hükümleri ve islam' olduğunu ileri sürüp durmuşlar kitap boyunca. Kölelikten bahsederken kendi ülkelerinin yüzlerce yıl ve hala kölelikten ve sömürgeden beslendiklerini unutarak... Kitabın bir iki yerinde İngiliz hükümetine karşı kırgınlığını söyleme zahmetinde bulunulmuş ama herkes gibi kendi de çok iyi biliyordur ki aslında onları mağdur eden şey çok övdükleri ingilterenin ırkçı tutumu.. çünkü onlar bir Arap ve bu hayatı yaşamayı hak ediyor... Eğer İngiltere isteseydi bu sorunu daha iki kızın çocukları bile olmadan tek parmak şıklatması ile çözebilirdi. Ama istemedi, uğraşmadı olayın en kısa özeti bu aslında. Bide hep şunu merak ettim ve Zana'ya sormak isterdim acaba babaları onları İslamın olmadığı modern diye nitelendirdikleri bir ülkeye yollamış olsaydı oradaki dini yada ırkıda bu kadar suçlu ilan edecekler miydi. Bir kere açıp İslamın bir evliliği evlilik sayması için gereken şartları, islamda kadının yerini, babanın çocuk üzerinde neler yapabileceğini, kocanın haklarını.... araştırdılar mı? Belli ki bunun cevabı hayır.. büyük önyargılar ve ırkçı düşünce ile yazılmış ve maddi kaygıdan dolayı aceleye getirilmiş bir kitaptı.