Kafka denince hemen akla Milena gelmez; ama Milena denince akla ilk
gelen Kafka’dır. Oysa tarihe mal olmuş aşkın öznesi olmasının ötesinde de
bir kadın, bir entelektüel, bir sevgili olarak kendine özgülüğüyle, gücüyle,
cesareti ve trajik ölümüyle tek başına da önemli bir değerdir Milena. Adının
tüm çağırışımlarıyla “seven bir insandı Milena”.
İyi kötü her birey, hayatının en azından bir döneminde aşka rastlamıştır.
Aşk hem bir rastlantı hem bir seçimdir. Ötekinde kendimizi görmek
istediğimiz, ötekiyle tamamlanarak evrene aitliğimizin altım çizdiğimiz
bir illüzyon.
Biraz inmeye kalksan hemen ayağın kayar,
Uçurumdur, ellerin tutunacak yer arar,
Direnemez düşersin bir suyun girdabına,
A şk güzeldir, saftır, ölümlüdür inanma!
Senin gibi küçükler kapılırlar ırmağa,
Yansımalarını görür, yunar, boğulur orda
Hugo ve Adèle birbirlerine olan aşklarını açıklamış, o günden başlayarak
üç yıla yakın bir süre nişanlı kalmışlardı. Bu zaman dilimi içerisinde
çift birbirlerine yüz elliden fazla mektupla seslenmişti.