Dışarıda fırtına patlak vermek üzereydi. Gök gürültüleri arasından parlayan şimşekler, konağın silüetini her defasında daha da tehditkâr bir şekilde gözler önüne seriyordu. İhtiyar bir kapı, rüzgârın etkisiyle hafifçe sallanıyor, kapı menteşelerinden gelen gıcırtı kulaklarımı tırmalıyordu. İçeri girmeli miydim? Bir an tereddüt ettim, ancak içimdeki tuhaf çekim ve heyecan beni içeri sürüklüyordu.
Adımımı içeri atar atmaz geçmişe saplanmış gibi hissettim. Evin içi şaşırtıcı derecede sağlamdı, ama atmosferin ağırlığı boğucuydu. Eski portreler, toz kaplamış antik eşyalar, karanlık köşelerde gizlenen gölgeler. Hepsi bana izleniyormuşum hissini veriyordu. Ancak asıl ürkütücü olan, evin içinde duyduğum ince bir uğultuydu. İlk başta fırtına sesi sandım, ama bu başka bir şeydi. Bir tür inilti. Sanki odaların derinliklerinden yardım çağrılar alıyordum.
Koridor boyunca ilerlerken bir adımımın diğerini takip etmesi giderek zorlaşıyordu. Her bir kapının arkasında ne olduğunu bilmemenin getirdiği huzursuzluk kalbimi sıkıştırıyorum. Aradığım heyecanın tehlikeli olduğunu düşünmüyordum çünkü genelde böyle yerler için bir sürü asparagas haberler yapılır, kulaktan kulağa hikayeler değiştirilerek anlatılır en sonunda da adı perili eve çıkardı. Bu tarz onlarca eve girdim ve hepsinde de hayal kırıklığına uğradım.
Aniden, sağdaki kapıdan bir tıkırtı geldi. Birinin nefesini duyabilirmişim gibi yakınlaştı iniltileri. O an fark ettim, bu ev sadece eski bir yapıt değildi. Bir zamanlar burada yaşayan insanlar, yalnızca bedenlerini değil, anılarını da bırakmıştı. Ve ben onların aralarına katılmak üzereydim. Bu yapıda diğerlerine benzemeyen tam olarak açıklayamadığım bir şeyler vardı.
10 serilik Paranormal hikayeler serisinin ilk kitabı çıktı.