Esra T.

Her şey sınıfsaldır..
Puan vermedi·72 syf.··
2026 49. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 17:24
Babasıyla olan anıları, onun/onların yaşantısından hareketle "Her şey sınıfsaldır" ifadesinin güzel bir anlatımı olmuş bu metin. Dilini ve sadeliğini sevdiğim bu yazar yine toplumsal inşaların, sınıfsal farklara ki bunun da ekonomik temellere dayanması üzerine düşünme alanı açıyor. Babasına duyduğu içsel bağ ama o mesafeli duruşla geleneksel işçi sınıfı baba ve kız ilişkisini güzel yansıtmış. Kalemine sağlık..
Babamın YeriAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20223,924 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Deliren kadınların hikâyesi onları delirten dünyanın hikâyesi...
Puan vermedi·176 syf.··
2026 46. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 19:52
Kitabın dili masalsı olduğu kadar sertti. Hikayeler metaforlarla örülü. Ev, beden, saç, gece, çocukluk, anne, geçmiş gibi imgeler sürekli karanlık bir yerden konuşuyor. Özellikle kadınların geçmişten taşıdığı yükler çok belirgin. Sanki delilik sadece tek bir kadının başına gelen bir şey değil; annelerden kızlara, büyükannelerden torunlara geçen bir acı mirası gibi ilerliyor. Okurken insanı rahatsız ediyor; çünkü anlatılan delilik uzak bir şey değil, kadınların hayatına sinmiş şiddetin, yalnızlığın ve suskunluğun sonucu gibi hissediliyor. Bu hikayelerde kadının bedeni çoğu zaman kendisine ait bir yurt olmaktan çıkar, başkalarının hüküm sürdüğü bir alana dönüşür. Ev güvenli bir mekan gibi görünürken boğucu bir kapatılma yerine evrilir. Aile, koruyucu bir bağ olmaktan çok geçmişten gelen suskunlukların ve bastırılmış acıların taşıyıcısı hâline gelir.
Deli Kadın HikayeleriMine Söğüt · Yapı Kredi Yayınları · 201911,7bin okunma
Queer Edebiyat Daha Çok Var Ol !
Puan vermedi·99 syf.··
2026 44. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 01:05
Tekrar tekrar okunacak deneyim öyküleri... Annemin Kaburgasındaki öykülerde "normallik" toplumsal cinsiyet rollerine göre kurulmuş biçimde karşımıza çıkıyor: aile kurma biçimleri, kadınlığın nasıl yaşanacağı, bedenin nasıl taşınacağı, evin neye benzeyeceği, bakımın kim tarafından üstlenileceği çoğu zaman tartışmasız kabul edilen kurallar gibi işliyor. Karakterler ise bu normların içinde tam olarak yerleşemeyen, bazen onları tekrar eden ama aynı anda onlara yabancılaşan özneler olarak kuruluyor. Eğer normal denen şey tarihsel ve toplumsal olarak kuruluyorsa, dışarıda bırakılan hayatlar neden ve veya neye göre “sapma” olarak adlandırılıyor? Bu açıdan kitap, farklı olanı merkeze almaktan çok, merkezin kendisini sorgulayan bir queer duyarlılık üretiyor.
Annemin KaburgasıBurçin Tetik · İletişim Yayınları · 2020786 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 37. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 02:20
Derinlemesine bir feminizm tarihi bekleyemeyin ancak feminist tarihi anlamak için güzel bir başlangıç noktası. Bir solukta okunabilecek, güzel bir grafik roman.. Bazı noktalara çok yüzeysel değinilmiş ancak özellikle grafik roman formatı, anlatılan tarihsel süreci daha canlı ve erişilebilir hale getiriyor. (Beklentinizin derin bir akademik inceleme olmaması gerekiyor) Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şeylerden biri, feminist mücadelenin doğrusal bir ilerleme hikâyesi olarak sunulmaması oldu. Elde edilen hakların sürekli mücadeleyle kazanıldığını ve bu hakların her zaman tehdit altında olabileceğini hissettiren bir anlatı kurulmuş. Süfrajetlerden başlayıp kürtaj hakkı mücadelelerine, cinsel özgürlük tartışmalarına ve queer hareketlere kadar uzanan süreçte feminizmin kendi içinde nasıl dönüşüp çoğullaştığını en azından ana hatlarıyla görmek mümkün..
Kadın MücadelesiMarta Breen · Yapı Kredi Yayınları · 2020181 okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2026 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 23:30
İnsan bazen birini kaybedince aslında onunla hiç gerçekten birlikte olmadığını fark ediyor. Aynı evde yaşamak, aynı hayatın içinde olmak yakınlık kurmaya yetmiyor bazen. Kitaptaki o yas hâli de sadece bir ölünün ardından duyulan eksiklik değil; yaşanamamış şeylerin, söylenmemiş sözlerin, yarım kalmış bir hayatın ağırlığı gibi. Bunu çok büyük cümlelerle değil, sade ve yormayan bir yerden anlatıyor. Geç kalmak diye bir şey yok. İnsan bazen en çok dağıldığı yerde kendine yaklaşabiliyor. Ve bazı hayatlar tam da o kırılmadan sonra çiçeklenmeye başlıyor.
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,7bin okunma