Tekrar tekrar okunacak deneyim öyküleri...
Annemin Kaburgasındaki öykülerde "normallik" toplumsal cinsiyet rollerine göre kurulmuş biçimde karşımıza çıkıyor: aile kurma biçimleri, kadınlığın nasıl yaşanacağı, bedenin nasıl taşınacağı, evin neye benzeyeceği, bakımın kim tarafından üstlenileceği çoğu zaman tartışmasız kabul edilen kurallar gibi işliyor.
Karakterler ise bu normların içinde tam olarak yerleşemeyen, bazen onları tekrar eden ama aynı anda onlara yabancılaşan özneler olarak kuruluyor.
Eğer normal denen şey tarihsel ve toplumsal olarak kuruluyorsa, dışarıda bırakılan hayatlar neden ve veya neye göre “sapma” olarak adlandırılıyor? Bu açıdan kitap, farklı olanı merkeze almaktan çok, merkezin kendisini sorgulayan bir queer duyarlılık üretiyor.