Pyrrhus ile Cineas

Denemeler

Simone de Beauvoir
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 56 dk.
Sayfa Sayısı:
139
Basım Tarihi:
1989
İlk Yayın Tarihi:
1944
Yayınevi:
Payel Yayınevi
Orijinal Adı:
Pyrrhus et Cineas
ISBN:
9789753880077
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·139 syf.·
2018 11. kitabı
felfese ile edebiyatı aynı anda bulabileceğiniz bir kitap.. yazar bu kitabında insanın başkaları ile, çevresi ile olan ilişkilerini, ahlâkî yapıyı, varoluşun koşullarını, özgürlüğü, mutluluğu, doğayı, çevreyi ve sonsuzluğu ele alırken, tüm bu anlatımlarını edebî bir dille örnekler vererek sunmuştur.. kültürel anlamda onay veremeyeceğiniz durumlar söz konusu olsa da, mantık açısından dört dörtlük ve yerinde tesbitler olduğu da şüphe götürmez...
DenemelerSimone de Beauvoir · Payel Yayınevi · 1989346 okunma
9/10
·139 syf.··
Beğendi
·
2018 15. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2018 18:04
Ah ne güzel kitaptı, ne çok şey katıverdi. Beauvoir hayranıydım, şimdi tapar oldum. Çok tereddüt ettim okumadan evvel. “Ay” dedim, “kesin sıkılacağım.” Şimdi herkesin Montaigne için söylediğini söylüyorum. Baya iyi denemeydi Beauvoir. Dünyanın tanınmış ilk kadın felsefecilerinden olan Beauvoir, çok güzel anlatmış varoluşumuzu, neden varolmak istediğimizi, hangi amaçları neden güttüğümüzü. Kendimden o kadar çok şey buluyorum ki, bu kadını ya da onla ilgili şeyleri okurken; bu iki çağ arasındaki farkı gözetmeksizin düşüncelerimizin aynılığı beni şaşırtıyor. Beauvoir şanslı bir kadın, çünkü biricik sevgilisi varoluş felsefesinin babası Sartre. Kitapta çokça karşılaşacağınız şey felsefeciler ama bunun yanı sıra Beauvoir Voltaire’den bile örnekler vermiş -ki benim en sevdiğim edebi felsefe kitabı olan Candide’den söz ediyor.- Hegel’i yerin dibine sokmayan bir Fransız kaldı mı diye düşünürken, Beauvoir bile yerin dibine gömerek bana kalmadığını ispatladı. Ne güzel ki onun hakkında eleştirebileceğimiz çok fazla şey var ama bir iki cümleyle benim biricik cesur kadınım açıklayıvermiş. Pedagojik eğitime bir yer var bu kitapta. Hayat arkadaşının Nobel’i reddettiğini düşünürsek -ki bunun sebeplerinden biri varoluştur.- Beauvoir denemeleriyle varoluşunu tüm dünyaya ispatlayacak bir kadın. Hepinize tavsiye ederim güzel kadınlar ve bir takım adamlar.
DenemelerSimone de Beauvoir · Payel Yayınevi · 1989346 okunma
Puan vermedi·139 syf.··
2018 147. kitabı
'Ya sonra ?' diye Cinéas sordu. 'Sonra ne olacak? Ne sonuç çıkaracaksın bundan?'. 'Belki insanlar beğenirler yapıtımı; ama onların beğenişi de sırası gelince nesnede donup kalmaz mı? Öyleyse, bu beğenilme de yapıtım kadar boşuna değil midir? Bundan her şeyin boşuna olduğu sonucu çıkarılamaz mı? ' Demiş yazar son sözlerinde kitabın. Benim bu kitap hakkında söyleyebilecek pek bir şeyim yok. Kendiniz okuyup kendinize göre bir yorum çıkarabileceğiniz varoluş sancılarına ev sahipliği yapan bir kitap. Tek tavsiyem sağlam ve boş bir zihinle okuyunuz.
DenemelerSimone de Beauvoir · Payel Yayınevi · 1989346 okunma
8/10
·139 syf.··
Beğendi
·
2019 51. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2019 04:35
Epeyce beğendiğim bir kitabı incelerken başlangıç cümlesi konusunda çok zorlanırım. Bir noktadan başlasam diğer noktaya ihanet edecekmişim gibi gelir. Bu evreyi de atlattıktan sonra artık başlamalıyım. Asım Bezirci’nin çevirisine onlarca cümle feda edebilirdim ama kitabın son sayfasında yer alan Adnan Binyazar’ın sözü, bütün edeceğim cümleleri kapsayacak nitelikte: “Kitabın çeviri olduğunu düşündürtmeyecek kadar güzel bir dil bu.” Her cümlesi dolu dolu olan 140 sayfalık eserde altını çizmeden duramadığım bolca yer bulunmakta… Ayrıca 1989 basımı bir kitabın sayfalarını koklamak tarifi imkânsız bir zevk veriyor. Basit bir şekilde başladığını hissettirse de, yavaş yavaş kitabın derinliklerine daldığım anda orada kayboldum, yer yer anlama kabiliyetimi kaybettim ve bilgilerimin yetersizliğini hissettim. İki cümle bile anlasam kârdır diye çıktığım kitapta detaylı açıklamaların yardımı sayesinde birçok şeyi düşünce dünyama süzülmesi, adapte olması için yolladım. “Kişioğlu ava çıkar, balık tutar, araçlar yapar, kitaplar yazar: Ama eğlenmek için, kaçmak için yapmaz bunları; yaşamak, varolmak için yapar. Bunlar birer eğlence ya da kaçış değil; varoluşa yönelmiş birer hareket, varolmak için başvurulan birer eylemdir.” Beauvoir’e göre insan dünyaya atılmış bir varlıktır ve önceden kurulmamıştır, ancak yaptığı eylemler sayesinde varolur. Varolmak için çevresindeki diğer insanlarla bağlantı kurması gerekir, nesnelere dokunması gerekir. Eylemsizlik hâlinde olan bir insan, varolmamıştır. Aynı zamanda, insan durmadan kendisini aşar, bu aşkınlık onun varoluşma süreçlerinden biridir ve sadece kendisi için kendini aşar. Kurduğu tasarılar varolmak için nedenlerini oluşturur, bir amaca yönelir ve hemen ekler: “Her amacın daha sonraki bir amaca götüren bir araç olduğunu öne sürmek,
DenemelerSimone de Beauvoir · Payel Yayınevi · 1989346 okunma
8/10
·139 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2021 01:55
Özgürlük, özgürlüğün sonuçlarının ahlaki boyutları, aşkıncılık, edimlerimiz, insanlık üzerine mükemmel denemelerin oluşturduğu bir kitaptır. Vurucu pek çok cümlesi vardır. Kitabın tamamını alıntılamak isteyebilirsiniz. Simone okumaktan asla pişman olmamışımdır. Deneme okumaktan keyif alanlara kesinlikle tavsiyemdir.
1000Kitap
DenemelerSimone de Beauvoir · Payel Yayınevi · 1989346 okunma
10/10
·139 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2021 14:50
Uzun zamandır okuduğum en etkileyici ve düşündürücü kitaplardan biri oldu. Çevirisi de gayet yalın bir dile sahipti. Özgürlük kavramı üzerine okunabilecek bir kitap.
DenemelerSimone de Beauvoir · Payel Yayınevi · 1989346 okunma
Puan vermedi·139 syf.··
2020 24. kitabı
Ön yargıyla yaklaşıp ezberlemek istediğim bir kitap daha. Çabaya değer bir amaç bulamayan insanlara De Beauvoir ablalık yapıyor. Dili harika. Bazı felsefik ilkeleri de sorguluyor ve cidden sarsıyor. ‘İnsan seçerken vardır; seçmekten ayrılırsa yoklaşır.’ Diyor. Bir de okuyunca güldüğüm; ‘Atın yetkinliği itin yetkinliğiyle karşılaştırılamaz.’ Sözü var.
DenemelerSimone de Beauvoir · Payel Yayınevi · 1989346 okunma
İnsanın Varoluşu
Puan vermedi·139 syf.··
2019 46. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2019 09:46
Simone de Beauvoir ile üniversite zamanımda tanıştım, Sade'ı Yakmalı mı eserini, 2018 senesinde okudum, Sade'ın eserlerini okumadığımdan, Beauvoir'ı da ilk kez okuduğumdan, benim için kalıntısı ne oldu, pek bir şey değil. Ancak bu kitabı okumak benim için gerçek anlamıyla heyecan verici oldu. Ben, bir kitabı okurken bazen düşünürüm, bir insan, bir masanın ardında, elinde kalemi, nasıl bu cümleleri sıralar, hadi daha azını sıraladı, sonradan diğerlerini ekledi diyelim, yine de bana gerçekci gelmeyen bir yanı vardı, kitap yazımının. Beauvoir'ın bu Denemeler'inde ise gerçekten bir insanın elinden dökülen şeylere dokunduğumu hissettim. İkinci olarak ise bu kitapla, çağdaş felsefelerden ilk defa bir temel metin okudum. Bu iki düşüncemin nedeni, kitapta kelimeler, kelimeleri kovalıyor ama aynı kelimeler de dönüp dolaşıyor, bir sohbet tarzında... Neyse, kitabın içeriğine geçeyim. Pyrrhus bir komutandır, hükümdardır; Cineas ise onun akıl hocası. Pyrrhus, Cineas'a fetih planlarından bahseder, Cineas'da, sonra ne yapacaksın, der, Pyrrhus'a bu sonra'ları o kadar tekrarlar ki en sonunda Pyrrhus, buraya gelip dinleneceğim, der. Cineas'da Pyrrhus'a o kadar yere gitmeden şimdi dinlen o zaman, der. Çok bilgece geliyor bu sözler insana ilk bakışta. Beauvoir ise bu sözlerin anlamsızlığını, insanın varoluşuyla, eyleme güdüsüyle, özne olma problemiyle açıklamış. Şunu da söylemeliyim, insan üzerine hiç bir araya getirmediğim, pek de düşünmediğim bir sürü kavram söylemiş ama üç tanesi beni daha çok etkiledi, aşkınlık, tasarı, varoluş. Bunları açıklamayacağım, merak eden kitaptan açar, okur. Ancak bu kelimelerle, insanı, bütün eylemleriyle kucaklayan bir düşünceye ulaşmış, Beauvoir, bunu da söylemeden bırakmayım.
Felsefe
DenemelerSimone de Beauvoir · Payel Yayınevi · 1989346 okunma
10/10
·139 syf.·
Beğendi
·
2019 5. kitabı
Kitabı yeni bitirdim ve kendime katamiyacagim şeyleri bu kitapla kattım.. Size öneriyorum okuyun bakın.... Çok güzel bir kitap Gökyüzü uçmabilmesini bilenlerindir...
1000Kitap
DenemelerSimone de Beauvoir · Payel Yayınevi · 1989346 okunma
8/10
·139 syf.··
2020 32. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2020 16:46
Herkese merhaba, Beauvoir'in kadın yazılarından öte bu eserinde insan olmak üzerine denemelerini okuyoruz. Kitap "Pyrrhus ile Cineas" üzerinden gidiyor girişi de öyle başlıyor. Pyrrhus büyük tutkuları ile bilinen Epirus Kralı Cineas ise bilge danışmanı. Varoluş felsefesini bu iki kişi arasında geçen konuşma üzerinden devam ediyor. İçerisinde 11 adet deneme bulunuyor. Çevirmen Asım Bezirci'nin o duru üslubunu da es geçmemek gerek. İnsan özgürlüğü ile birçok konuyu bağdaştırarak ele alıyor ve ahlaksal sonuçlarından bahsediyor. İnsanın çevresiyle bütünlüğünden, aşkıncılıktan, esirgemezlikten, iletişim gibi konularla bağlar kurarak edebiyat ve felsefeyi harmanlıyor. İncecik bir kitap olmasına rağmen çok şey barındırıyor bünyesinde. Öyle cümleler var ki tekrar tekrar düşünüyorsunuz üzerine. Okudum rafa kaldırdım kitabı değil ara ara açıp okunup düşünmeye itenlerden. Deneme seven herkese tavsiyemdir. Keyifli okumalar dilerim.
DenemelerSimone de Beauvoir · Payel Yayınevi · 1989346 okunma

Yazar Hakkında

Simone de BeauvoirYazar · 37 kitap
Simone Lucie-Ernestine-Marie-Bertrand de Beauvoir (/simɔn də boˈvwaʀ/; 9 Ocak 1908 – 14 Nisan 1986) Fransız yazar ve filozof. Roman, felsefe politik ve sosyal deneme, biyografi ve otobiyografi yazarı, gazeteci. En önemli eseri 1949’da yazdığı, kadınların gördüğü baskıların bilimsel incelenmesini yaptığı ve modern feminizmin temellerini kurduğu İkinci Cins (Le Deuxième Sexe) adlı eseri sayılabilir. Yaşamı  Simone de Beauvoir 9 Ocak 1908’de Paris’te Georges Bertrand ve Françoise (Brasseur) de Beauvoir çiftinin kızı olarak dünyaya gelmiştir. Geleneksel bir ailenin büyük kızıdır. Otobiyografisinin ilk bölümünde (Bir Genç Kızın Anıları) dinine ve ülkesine bağlı ataerkil bir ailenin sorumluluklarla donatılmış kızı olarak yaşadığı dönemden bahseder. Kişiliğinin koyu katolik annesinin ve bilinemezci babasının karşıtı olarak şekillendiği söylenebilir. Çocukluk ve ergenlik çağını etkileyen iki ilişkisinden biri kardeşi Helen diğeri arkadaşı Zaza ile olan ilişkisidir. Helen’in küçüklüğünden itibaren ona sürekli bir şeyler öğretmeye onu yetiştirmeye çalışmış ilişkisinde öğretici bir kaygı içinde olmuştur. Zaza ise trajik yaşamı ve ölümü ile Simone’nun karşılaştığı ilk sorunu oluşturuyordu. Matematik ve felsefede Baccalauréat sınavını geçtikten sonra Katolik Enstitüsü’nde matematik öğrenimi ve Saınte Marie Enstitüsünde yabancı dillerde yazın eğitimi gördü. Daha sonra Sobone’da felsefe eğitimi aldı. 1929’da seçkin Ecole Normale Superieure’ye kayıt olan ve Sabone’da kurs almakta olan Jean-Paul Sartre ile tanışır. Beavuvoir’un Ecole Normele’de eğitim gördüğü yanlış ve yaygın olan bir bilgidir. Ancak bu okuldaki Sartre ve felsefe gurubundaki diğer insanlar tarafından iyi tanınmaktadır. 1929’da felsefede Agregation başaran en genç öğrenci olur. Sartre o yıl birinci olur, Simone ise ikinci. Ancak herkes bilir ki de Beauvoir felsefede en iyi idi. Sartre’a birincilik erkek olduğu için verilmişti. Sorbonne’da iken hayatı boyunca bilinecek lakabı Castor(Cesur) edinecektir. 1943 yılında Simone Konuk Kız (L'Invitée) adlı Rouen okulundaki öğrencilerinden Olga Kosakiewicz ile olan kronik lezbiyen ilişkisinin öyküsünü yayınladı. Bu öykü aynı zamanda de Beauvoir ile Sartre arasındaki karmaşık ilişkiyi ve ilişkinin bu üçlü ilişkiden nasıl zarar gördüğünü anlatır Ve II. Dünya Savaşı'ndan sonra De Beauvoir Sartre’ın Maurice Merleau-Ponty ve diğer arkadaşları ile kurduğu Modern Zamanlar (Les Temps Modernes ) adlı politik gazetede çalışmaya başladı. De Beauvoir bu gazetede kendini geliştirdi ve ölümüne kadar editör olarak çalışmaya devam etti. Belirsizlik Ahlakı Üzerine (Pour Une Morale de L'ambiguïté , 1947) kitabında Fransız varoluşçuluğu etkileri farkedilmektedir. Kitapta çok sade bir biçimde Sartre’ın olmak ve hiçlik felsefeleri arasındaki geniş açıyı göstermektedir. De Beauvoir bir biseksüeldir. Ancak bir seminerde Nelson Algren’le tanıştığı 1947 yılına kadar kadar orgazma ulaşamamıştır. Chicago’da Beauvoir Algren ile ilişkisinde ilk orgazmını yaşar. Bu Fransa’da iki ayrı kitap olarak basılan İkinci Cins kitabına da ilham olur. Bu çalışma Amerika’da da The Second Sex olarak yayıncı Alfred A. Knoph’ın karısı Blance Knopf ‘un tavsiyesi üzerine Howard Parshley tarafından çevirilerek yayınlanır. Kadın: Efsane ve Gerçek  Simone de Beauvoir önce Kadın: Efsane ve Gerçek adlı denemesini yazar. Bu denemesinde erkeklerin kadınları, erkekleri yanlış havalara, izlenimlere sokan gizemli “diğer”ler olarak gördüğünü iddia eder. Ve erkeklerin, bu “diğer”olma durumunu, kadınları ve onların problemlerini anlamadıklarına, onlara yardım etmediklerine hatta onlara uyguladıkları baskılara bir neden olarak kullandıklarını iddia eder. Bu durumun tüm toplumlarda klişeleşmiş bir hal aldığını ve her zaman hiyerarşiyi elinde tutanların güçsüzleri “diğer” olarak tanımladığını ve onları etraflarında dolaşan karanlık gölgeler olarak nitelendirdiğini savunmuştur. Bu durumun sınıflar arasındaki ilişkilerde, dinsel, ırksal ayrımların mücadelesinde her türlü karşıtlıkta görüldüğünü ama hiç karşıtlıkta “diğer” nitelendirmesinin ve “diğer”e yaklaşımın kadın-erkek ayrımındaki kadar klişeleşmiş bir hal almadığını, hayatın mevcut düzenine gerekçe olarak gösterilmediğini söyler. İkinci Cins  Yazarın bu eseri 1949’da Fransa’da yayınlanmıştır. Freudcu yönleri ağır basan feminist bir varoluşçuluk göze çarpar. Varoluşçulukta olduğu gibi de Beauvoir temel prensip olarak var oluşun özden önce geldiğini kabul eder ve “Kadın doğulmaz kadın olunur.” prensibine ulaşır. Araştırmaları diğer kavramı üzerine yoğunlaşmıştır. Kadınların diğer olarak tanımlanmasını ve mevcut sosyal konumunu, gördüğü baskının temeli olarak olarak nitelendirir De Beauvoir tarihte her zaman kadının sapkın ve anormal canlılar olarak görüldüğünü iddia eder ve Mary Wollstonecraft’ın dahi erkekleri kadınlara ulaşmaları gereken ideal örnek olarak gösterdiğini ileri sürer. De Beauvoir “Bu durum kadınların kendilerini normalden sapmış, dışta kalan ve normale ulaşmaya çalışan canlılar gibi algılamalarını sağlayarak onlarını başarılarını sınırlandırmışdır.” der. Feminizme göre bu düşünce artık bir kenara atılmalıdır. De Beauvoir iddia eder ki kadınlar erkekler kadar ayırım yapma, seçme yeteniğine sahiptir ve böylece kendilerini geliştirmeyi seçebilir, kadını mevcut durumundan ileri götürebilir, kendi hayatlarının ve dünyanın sorumluluğunu alabilir. Ölümü ve sonrası  1981’de Sartre’ın acı dolu son yıllarını anlattığı Veda Töreni’ni (Cérémonie Des Adieux) yazar. Kendisi de Paris’de Cimetière du Montparnasse mezarlığına Sartre’ın yanına gömülür. Mezar taşında isimleri alt alta yazılır. Ölümüden sonra ünü yayılmaya devam eder. Sadece 1968’lerin post-feminizminin kurucusu olduğu için değil aynı zamanda akademisyen olarak ve varoluşcu Fransız düşün insanı olarak da ünü gelişerek yayılır. Sartre’ın üzerindeki etkisi her zaman görülür. Felsefe üzerine yazdığı birçok eserde de Satre’ın varoluşçu etkisi görülebilir. Paris'te Seine Nehri üzerine yapılan bir köprüye yazarın adı verilmiştir. Eserleri  Konuk Kız, (1943) Pyrrhus ve Cineas, (1944) Başkalarının Kanı, (1945) Kim Ölecek?, (1945) Her Erkek Ölümlüdür, (1946) Belirsizlik Ahlakı Üzerine, (1947) İkinci Cins, (1949) Gün gün Amerika, (1954) Mandarinler, (1954) Sade’ı Yakmalı mı?, (1955) Uzun Yürüyüş, (1957) Bir Genç Kızın Anıları, (1958) Yaşlılık, (1960) Sessiz Bir Ölüm, (1964) Les Belles Images, (1966) The Woman Destroyed, (1967) Yaşlılık, (1970) Hesap Tamam, (1972) When Things of the Spirit Come First,(1979) Veda Töreni, (1981) Sartre’a Mektuplar, (1990) Aşk Mektupları (Nelson Algren’e), (1998) Ödülleri 1983 Sonning Ödülü