Ahmet karakaş

Yazarın da benim de isminizin kaynağı
Soğuk Çermik, volkanik püskürtülerin bir dere yatağını küçük tepeler, kayalıklar iniş-yokuşlar ve cılız söğütlüklerle karmakarışık ettiği bir topografya üzerine kuruludur. Çevredeki en yüksek kayalık (Ahmed-i Duran) dibinden çıkan bol mineralli maden suyu II. Abdülhamit Han devri valilerinden Reşit Akif Paşa’nın himmetiyle yaptırılan kare biçiminde bir havuza toplanarak çermiği çermik yapmıştır. Ahmed-i Duran tepesi, çermiğin güneyine düşen kayalık bir tepeden ibarettir. Tam tepesinde Battal Gazi ve Abdulvahap Gazilerin silah arkadaşlarından olduğu rivayet edilen Ahmed-i Turan Gazi’nin mütevazi kabri bulunur. Evlâdı olmayanlar, ev yaptırmak, iş bulmak, hayırlı bir eşe varmak isteyenler Fatiha’yı müteakiben başucunda duran kuşburnu çalısına çaput bağlayıp, taşlardan minik evler, minik beşikler yapıp dilek dilerler. Muradına erişenler gelecek yıl buraya gelip kurban keserler ve etini dağıtırlar.
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hoc bu açıdan düşündünüz mü fotoğrafı?
Her fotoğrafta yüzlerce ayrıntı vardır; onları ancak "farkedenler" görebilir. Fotoğraf hâlet-i ruhiyeyi de resmeder. Objektife bakan yüzlerde okumasını bilenler için çözülmesi hiç de zor olmayan ifadeler (ve mesajlar) vardır. Kadınların takıları, saç modelleri, başörtüleri, elbiseleri (elbise yakaları), pabuçları, çantaları vardır. Erkeklerin kravatları, gözlükleri, mendil ceplerine itinayla yerleştirilmiş mendilleri, rozetleri, saatleri, köstekleri "okunmayı" bekler.
Alıntı
Yapay zekayı geçmişten öngörmek
Eski fotoğraflara bakarken, bir an çerçevenin içindekilerle aynı zamanı paylaştığımı düşünürüm. Gerçekte herhangi bir fotoğraf, herhangi bir fotoğraftan daha başka bir şeydir; o, yaşanan herhangi bir anın donup kalmasına şahit olmuş bir belgedir. Kimbilir belki günün birinde bütün fotoğrafların çerçevesi ucundan kenarından hareketlenecek, içindekiler canlanacak ve donmuş, katılaşmış zamanlar yeniden ikinci defa hayatın içine karışacaktır.
Alıntı
Karakış, Zemheri, Gücük
Bilenler bildi başlığın neyi murad ettiğini; bilmeyenler de baştaki "karakış" kelimesinden birşeyler çıkarır gibi oldular. Efendim, size Sıvas’ın çatayaz ve rezil kış mevsiminin üç zalim şövalyesini takdim ederim! Gerçi bunları "mahşerin dört atlısına" benzetip "Abrul'ü da ilave etmek vardı ama Anadolu’nun meteorolojik takvimine hangi Aryani lisandan sızıverdiğini bilmediğim "Abrul", yani "april”, sizin bildiğiniz Nisan ayı, pek çok yerde bademlerin çiçek döktüğü, çağlaların yeşerdiği, havaların enikonu ısındığı bir bahar ayı olarak bilinir. Ben de "Abrul"u zalim kış şövalyelerinin yanına koymak istemedim. Ne de olsa "Abrul"un birkaç günü Sıvas havalisinde zalim kış aylarına nisbetle ılıman gibi geçer!
Alıntı
"Bulutların nereye gittiğini" merak eden çocuklar, yaşanmış ve yaşanmamış zamanların da nereye gittiğini merak etmezler mi? Sahi, nereye gider zaman?
Alıntı