Ahmet karakaş

Mazi …
Sinema yönetimi ile seyirciler arasında çoğunlukla nahoş, ama nadiren de hoş vakalar cereyan ederdi. Herhalde Tan sinemasında olsa gerek, filmin tam orta yerinde şöyle bir anons yapıldığını duymuştuk: - Ulan sayın seyirciler! Balkondan cigara içüp kesmüklerini aşşağa atıyorsunuz. Altta oturan beylerin değirmi tengürşenklerine düşüp yakıyor. Eşşekliğin lüzumu yoktur. Teşekkür ederiz!..
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Mazi ne güzeldi...
Sinema seyircisi tahsili ne olursa olsun sinema salonunda müşterek tepkiler gösteren yarı çocuk bir kitleydi. Meselâ rahmetli Ahmet Tarık Tekçe, Fatma Girik’e saldırmaya kalkışsa cümleten yuh çekilir, rahmetli Ayhan Işık kıratıyla sevgilisini bu alçak heriften kurtarmaya gelirken salon alkıştan kırılırdı. Zırt-pırt filmi koparan makinistlere yuh çekilmesi, küfürbaz bir edâyla "makiniiist" diye protesto edilmesi ve makinistin (çoğu kere teşrifatçıların) seyircilere dayılanması âdettendi.
Alıntı
Benimde kizagim vardı balıksırtı ve ustu koyun postu olan ..
Karlı ve soğuk kış günlerini kartopu, kardan adam ve kızakla renklendirirdik. Kızak deyip geçmemeli: Kızağın iyisi ya çelik ya da balıksırtından olurdu. Bunu bulamayanlar çember veya telle idare eder, oturak yerine pösteki çakıp sağına-soluna çıngırak takabilenlerin fiyakası tabii ki daha fazla olurdu.
Alıntı
Orta Anadolu insanı neden sevilir ?
Ben insanımı bu haliyle severim. O, hakikatte bütün Anadolu’nun maddeten en geri kalmış mıntıkalarında yaşamaktadır. Memlekete asker, hâzineye vergi verir. Bir devlet büyüğü görünce, hürmetle kasketini avcuna alır. Avurdu çökük, dişleri dökük, saçları seyrek ve beli büküktür ama bakışlarında, saraylarda sefa sürüp umur görmüş beylerin vekarı vardır ve zannımca hakiki asalet de sadece budur. Bir dilim ekmeğini onunla teklifsizce bölüşebilir, sırtınızı ona güvenle dönebilirsiniz. O böyle şeylere alışıktır. Asırlardan beri kendine dönen çok sırt görmüş, hiç birine ihanet etmemiştir. Ben, işte bu insanı seviyorum, bu insanın yaşadığı ortayaylalara, böyle bir hilkat hamuru yoğurabildiği için bağlıyım ve oraya ait olduğum için mutluyum.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Edebiyat
Şehirleri kimler katletti?
Başta belediyeciler olmak üzere cehennemin iyi niyetli -yağlı kütükleri- şehir plancıları, protest "mütayit"ler ve artık hiç bir yerin yerlisi olmayan şehir sakinleri, sinekten yağ çıkarmakta ihtisas kesbetmiş mahir mühendisler, yeteneksiz, çaresiz ve birikimsiz mimarlar, en ufağından en irisine "kasaba" ruhunu portföylerinin karanlık bir yerinde ihtiyatla gizleyen politikacılar şehrin katilleridir
Sayfa 14·Kitabı okudu