Ben insanımı bu haliyle severim. O, hakikatte bütün Anadolu’nun maddeten en geri kalmış mıntıkalarında yaşamaktadır. Memlekete asker, hâzineye vergi verir. Bir devlet büyüğü görünce, hürmetle kasketini avcuna alır. Avurdu çökük, dişleri dökük, saçları seyrek ve beli büküktür ama bakışlarında, saraylarda sefa sürüp umur görmüş beylerin vekarı vardır ve zannımca hakiki asalet de sadece budur. Bir dilim ekmeğini onunla teklifsizce bölüşebilir, sırtınızı ona güvenle dönebilirsiniz. O böyle şeylere alışıktır. Asırlardan beri kendine dönen çok sırt görmüş, hiç birine ihanet etmemiştir. Ben, işte bu insanı seviyorum, bu insanın yaşadığı ortayaylalara, böyle bir hilkat hamuru yoğurabildiği için bağlıyım ve oraya ait olduğum için mutluyum.