Arapça kökenli bu sözcükte, bi edatı "birlikte, ile" anlamını taşırken mukabele kelimesi de "karşılık verme, yüz yüze gelme" anlamına gelir. Yani bilmukabele, "karşılık olarak, aynı şekilde" demektir. Kelimenin kökenine indiğimizde "mukabele" kelimesinin "k-b-1" kökünden türediğini görürüz. Bu kök, Arapçada "karşı karşıya gelmek, yüzleşmek" anlamına gelir. Kıble kelimesi de aynı kökten gelir çünkü Müslümanlar namaz kılarken belirli bir yöne yüzlerini çevirirler. Yani mukabele yalnızca bir yanıt değil, aynı zamanda bir aynalama, bir yüzleşme anlamı da taşır. Günümüzde bilmukabele kelimesi, genellikle birine teşek kür edildiğinde ya da iyi dilekler sunulduğunda aynı şekilde karşılık vermek için kullanılır. "Size de iyi akşamlar," dendiğin de, "Bilmukabele," karşılığını vermek, "Aynı şekilde, size de," anlamına gelir. Aynı kökten türeyen mukabele kelimesi de hala kullanımdadır. "Kur'an mukabelesi" ise karşılıklı okuma anla mına gelir. Eskiden biri Kur'an'ı okur, diğeri de takip ederdi; böylece okuma sırasında yanlış yapılmadığından emin olunurdu. Buradaki mukabele de yine "karşılıklı" bir eylemi ifade eder. Hazır kelimenin köküne inmişken "bilmukabele" ile aynı kök ten gelen diğer sözcüklere değinmemek olmaz. "Razı olma, onay verme anlamındaki kabul, beğenilen, hoş karşılanan anlamında ki" makbul, "bir şeyin karşılığı, karşısında bulunan" anlamındaki mukabil, "önceyi kapsayan" anlamındaki makabline şamil, "baht açıklığı, talih" anlamındaki ikbal, "karşılık olma, birbirine denk gelme" anlamındaki tekabül, "önsezi" anlamındaki hissikablel vuku, "gelecek, karşılama" anlamındaki istikbal ve "ilerideki, gelecekteki" anlamındaki müstakbel hep bu kökten türeyen kelimelerdir. Ve bazen hikayedeki gibi tek bir kelime insanın hem gönlünü almaya hem de niyetini tartmaya yeter.