Bihruz Bey, babasının işi icabı memleketin birçok yerini dolaşmış ve bu nedenle tahsilini pek yapamamış bir gençtir. Babasının varlığıyla yaşayan, bir evin biricik evladıdır. Ehemmiyet verdiği yegane şeyler; markalı giyinmek, Fransızca dersi almak, aldığı bu derslerle öğrendiği Fransızca’yı alakalı alakasız her yerde kullanmak, ve bir de belki en mühimi ve romana ismini veren kısmı, pahalı arabasıyla dolaşmaktır. Babasının vefatından sonra büyük bir servetin üzerine konar, bu pahalı ve özentili yaşamıyla tam bir mirasyedidir.
Kitabın en önemli karakteri Bihruz Bey olduğu için ondan uzun uzun bahsettim.Şimdi kitaptaki diğer bir kahramanımız Keşfi Bey ile devam edelim. Keşfi Bey batı özentiliği ve yalancı kişiliğiyle dikkat çekiyor. Yazar yanlış batılılaşmayı tek taraflı bir aşk üzerinden anlatır.
Ayrıca kitapta Fransız edebiyatı göklere çıkarılken Türk Divan edebiyatı yerilmeye çalışılmış. Bu kitap her ne kadar ilk realist roman olarak kabul edilsede köklerini kabul etmeyen, tarihini ve edebiyatını benimsemeyen bir tarzla bezenmiş. Recaizade Mahmut Ekrem'e özür diliyorum ancak kitapla aramız biraz açık. Bir de ben Bihruz Bey'e ve Keşfi Bey'e şöyle bir söz bırakmak istiyorum:
Zenginlik ve güzellikle birlikte bulunan ihtişam geçicidir ve kolay zedelenebilir. Erdemse muhteşem ve ölümsüz bir servettir.
John Mac Noughton