Tek kişinin iradesi, kurullar, meclisler, komisyonlar vs. arkasına saklanarak sanki dev bir mekanizma çalışıyormuş görüntüsü veriliyor. Oysa onların hepsi dekor. Kararlar tek bir kişiden çıkıyor. O tek kişi ise zamanla güç yozlaşmasına uğrayarak Tanrı'nın kendisini dünyayı yönetmek için yarattığına inanmaya başlıyor; doğaya ve topluma egemen olmaya çalışıyor. Hatta bunu en doğal hakkı olarak görüyor, karşı çıkanlara ise sinirleniyor, samimi olarak öfkeleniyor. Toplumun sesini yükseltmesini "ayakların baş olması" biçiminde yorumluyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Törende, Başkan'ın kahramanlıklarını, bu ülke için göze aldığı fedakârlıkları anlatmış, ülkemize her türlü zararı vermek için yemin etmiş teröristleri ve bu arada bakkalın baş terörist olan oğlunu lanetlemişler. Sonra Başkan, ailesinin ve ulusun yaşlı gözleri arasında kahramanlar mezarlığına defnedilmiş.
"... Hem bu adadaki bütün kararlar demokrasiye uygun olarak alındı. Çoğunluğun oyları neyi işaret ediyorsa onu yaptık. Bu bakımdan kararların altında herkesin imzası var. Hadi şimdi birisi çıkıp öyle olmadığını söylesin, hadi söylesin!"