Özlem Akdoğan

Özlem Akdoğan
@Akd_47
Sociology/Psychology
28 Eylül 2001
21 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
O halde "dünyanın efendileri" yoktur, sadece şeffaflığın efendileri vardır ve onların paraları, ürünleri ve fikirleri hiçbir engelle karşılaşmadan dünya çapındaki bir piyasayı boydan boya sarıyor diye, sanallığın egemenliği önünde eğilmek gerekmez, bu olsa olsa, bile bile yeni bir kölelik biçimi olur.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yenilerde bir olay: Gösteri yapan öğrenciler Angouleme Garı'nda hızlı treni durduruyorlar. Öğrenci kalabalığı trenin her iki yakasından dalgalanıyor, yolcular buğulu camların gerisinde hareketsiz bakınıyor. Birkaç haykırış, slogan ve bağırış çağırış -ama kime karşı? Sanki yapay bir uydu aracının karşısında havlıyorlar. Çünkü hızlı tren hareket eden bir sanal gerçeklik, Fransa'yı doğal olmayan bir ortamda boydan boya dolaşan bir sanal gerçeklik -paranın, hızın ve dolaşımda olan her şeyin cisimleşmiş örneği- Fransa ise gerçek hayatta sayıları gittikçe artan işsizlerin gerçek dünyasıyla yüz yüze. Yeni gençlik çağına gelmiş bir kesimle zamanın okunun gerçeküstü yüzleşmesi bu. Zenginlerin şeffaflığından bütün koparabilecekleri tek şey, bu on dakikalık hareketsizlik, bir anlamda, kurbanı oldukları televizyon gösterisinin içinde donmuş bir görüntü olarak kalabilme.
Bu durum, dünyayı ilgilendirdiği kadar, bedeni de, cinsiyeti de, toplumsal ilişkileri de ilgilendiriyor. Bir yazgı olarak dünyadan kurtulmak, yazgı olarak bedenden kurtulmak, yazgı olarak cinsiyetten (ve öteki cinsiyetten) kurtulmak için, farklılık olarak Öteki'ni üretme icat edilecektir.
Ama ne hikmetse, buzların ve buzulların iklimden kaynaklanan erimesi karşısında, sanki bir felaketmiş gibi ödümüz patlıyor, kaldı ki biz, böyle bir şeyin politik düzeyde gerçekleşmesine demokratik anlamda özlem duyuyoruz.
Batı'da, özgürlük, özgürlük Düşüncesi, eceliyle ölmüştür, en son anma törenlerinin tümünde hepimiz gördük bunu. Doğu'da ise bu Düşünce katledilmiştir, ama cinayet asla kusur- suz değildir. Bütün izleri silinince, özgürlüğün neresinde kaldığımızı tecrübe yoluyla yaşayarak görmek ilginç olacaktır.