Şu var ki, cinselliğin demokratik ilkesi yoktur. Cinsiyet insan
haklarının içinde yer almaz ve cinselliğin özgürleşme ilkesi yoktur. Bir
kez sefahati aştıktan sonra, cinsel özgürlüğün etkisi, sonuçta herkesi
kendi "cinsinin" (gender), kendi cinsil ve cinsiyet kimliğini aramakla
baş başa bırakacaktır; bu arayışta, göstergelerin dolaşımı ve zevklerin
çokluğu nedeniyle, olası yanıtlar gitgide daha az bulunacaktır. İşte bu
şekilde ustaca transseksüel olduk biz.
Eğer AIDS, terörizm, borsanın çöküşü ve elektronik virüsler
polisten, tıptan, bilimden ve uzmanlardan başka, ortak imgelemi de
harekete geçiriyorsa, bunun nedeni, rasyonel olmayan bir dünyanın
olayları değil de başka bir şey olmalarındandır. Sistemimizin
mantığını temsil etmelerindendir, adeta bu sistemin olağanüstü
kristalleşme noktaları olmalarındandır. Güçleri, ışıma gücüdür, medya
aracılığıyla doğan imgelem dünyalarındaki etkileri ise başlı başına
virütiktir.
Klasik tıp, bedeni bir biçim olarak değil de, bir formül olarak
tasarlayan günümüz beden patolojisine karşı artık hiçbir şey yapamıyor. Kanserli beden, onun genetik formülünün iyi çalışmamasının kurbanı olan bedendir. AIDS'li beden, hasarlı bedendir, bağışıklık ağları, antikor ve kontrol ağları etkilenmiş bedendir.
Bu yeni ortaya çıkan patolojiler, özellikleri, kuralları belirlenmiş, nasıl bir örnek teşkil ettiği tanımlanmış bir bedenin hastalıklarıdır, kuralı belli ve örneği olan hastalıklardır.